Giriş GÜNCEL YAZARLAR Resim-Karikatür Büyük Doğu Arşivi

BAŞYAZI

KİTAP ELEŞTİRİLERİ

KÖŞE YAZILARI

SİYASET

BASINDA GEZİNİRKEN

TARİH

SANAT

FIKIH

BİZE ULAŞIN

                                                                                                                                                 GELECEKTE İHTİLÂL/  Necip Fazıl KISAKÜREK

   Artık (monarşi-krallık idaresi) diye basit hedeflere karşı bir ihtilâl mevzuu kalmamıştır.Bunlar son Afrika ve Anadolu cenubundaki memleketlerde görülen mini ihtilâllerle ortadan kalkmıştır.Ortada birkaç mostralık ülkeden başka da “melik” veya “kral” ünvanı altında bir örnek yoktur.Fakat fecinin fecisi ve günden güne modalaşmakta şu hal vardır ki,eski  “melik”lerin yerine,hemen hepsi asker,diktatörler ve onların (oligarşi-hizip idaresi) tipleri geçmiştir.Sadece,ellerine silah emanet edilmiş olmanın imtiyazından faydalanarak (monarşi)lerini deviren ve (oligarşi)lerini kuran bu tipler,Afrika’nın şimalinden başlayarak Asya’nın Anadolu cenubu,Akdeniz kıyılarını yalayan ve oradan Basra körfezine doğru uzanıp Mezopotamya’yı içine alan ve Pakistan’a kadar ulaşan,zelzele hattına benzer bir şerit üzerinde,sefil,komik,fikirsiz,çilesiz,mazi ve istikbal murakabesinden yoksun,en sığ plânda taklitçi ve yafta bilgilere dayalı bir ihtilâlcilik oyununa rejisörlük etmektedir.Öz nefsinin gafili olduğu kadar,taklide yeltendiği Batının da cahili bu tipler,hakikatte,Doğu âlemini Batı kültür emperyalizmasına ezdirmiş,türlü ülkelerde türlü örnekleri yaşayan mücerret bir küfür modelinin aynı kalıptan dökülme maketleridir ve istikbâlin ihtilâlleri bakımından başlıca hedefi teşkil etmek mevkiindedir.Batının madde terakkileri önünde kendisine yeni bir ruh arama buhranına düştüğünden habersiz ve bu feci buhranın 19’uncu asır ortalarından başlayıcı seyrinden bilgisiz bu tipler,kolayca başardıkları ihtilâlleri,muazzam bir ideolocya plâtformasına dayalı,en zor bir ihtilâl şekline devr ve tazmin etme borcundadırlar.Bunlar,hem büyük mütefekkir eksikliği sebebiyle asırlardır içinden,hem de son asırda bedavacı mukallitler vasıtasıyla dışından çökertilen Doğu âlemini, iki dünya arası mahsup sırlarına âşina,yepyeni,şahsiyetli ve bütün insanlığa aradığı muvazeneyi vaat etmekte liyakatli bir nesle bırakmak zorunun kılıcı altındadır.Yıktıkları bîçare idarelere karşılık ülkelerini çaresiz kılan bu (engizisyon) rahipleri,karşılarına çıkarılacak,atom bombası gücünde bir Doğu (Rönesans)ı hareketiyle büyük ihtilâl dâvasının istikbâlde Şark bölümünü ihtar ediyorlar.

   Eserimiz ideolocya esasları üzerinde derinleşmeyen,bu noktayı öbür kitaplarımıza bırakan ve doğrudan doğruya (aksiyon) dâvası üzerinde bazı (ideolojik) izlerle yetinen bir terkip belirttiği için istikbâlin ihtilâllerini,bir gebeye dışından bakarcasına böylece mevzulandırıp bir de Batı dünyasına kısa bir göz atalım:

   Bugün Batının,Türkiye ile beraber en fazla korkması gereken ihtilâl,beklenmedik bir anda ve her yerde patlak vermesi mümkün bir komünizma hareketidir.Böyle bir davranışa Avrupa’da en müsait ülke olan Fransa,bilmelidir ki, 2 asırdan 14 yıl eksiğiyle kendisinin getirdiği,asıl kıvamını daha önce İngiltere’de bulan ve en son Amerika’da ocaklaşan demokrasi ve liberalizma artık tabiî ömrünü tamamlamıştır ve kendisini medenî sanan dünya,bizzat kendi madde keşiflerinin (otomat) kölesi haline geldikten sonra,yeni baştan maddeye tahakkümünü sağlayabilecek yeni bir nizam ve ruha erememiştir.

   O halde;

   O halde,onun,menfî tarafından en korkacağı,Ortaçağ barbar akınlarından farksız bir komünizma istilâsı ise,müspet tarafından ümit bağlayacağı şey de, (Hitler) ve (Mussolini)nin berbad ve maskara ettiği bir ruhçuluk ve mâneviyatçılık hamlesidir.Bu hamlenin hedefi de,yatalak demokrasi,hasta liberalizma ve zabıtasız kapitalizmadan başka bir şey olamaz ve tek düşmanı komünizma olduğu halde,onunla mecburî bir hedef iştiraki belirtse bile sahte ve gerçek arası incelikleri belirtici bir iş ve mâna (kriteryum-kıstas)ına erişebilir.

   Bu da inancıyla (materyalist),fakat mizacıyla (mistik) Rusya bir tarafta;inancıyla (anti materyalist),fakat hayatı ve mizacıyla (materyalist) Amerika öbür tarafta;zıt veya zıtlıkları içinde aynı,iki kutba karşı Avrupa’nın bir “Haçlılar” kıyamına kalkması yönünden düşünülebilir.

   Görülüyor ki,istikbalin büyük hareketleri,artık,parça ve ucuz ihtilâl sınırını aşmış ve hem içeriye,hem dışarıya doğru, kıt’a ihtilâl ve inkılâbı çapına ulaşmıştır.

   Bahsimizi ve eserimizi yine ihtilâl sanatının manivelâsına ait hükümlerle nihayetlendirelim:

   Evet ihtilâl bir sanattır,fakat “sanat için sanat” değil de,yüce bir gaye için sanat...Son zamanların maskara ihtilâllerinde,büyüğünü yapamamanın tıknefesliği içinde iş, “sanat için sanat”ı da en pespaye derecesine düşürmüştür. Her şey “Yapabiliyorum ya;yapayım da görsünler!” den ibaret...

   Bu işin büyüğü,ulvîsi,münezzehi nasıl olur?

   Günümüzün madde ve ruh şartlarına göre “olamaz!” gibi bir şey...

   Dâvanın ideal ve (ideolojik) cephesini Doğu ve Batı yönlerinden kitap başlıkları halinde ortaya döktük.İş şimdi ameliye sahasına dökülünce,yine temas etmiş bulunduğumuz mesele çıkacaktır;

   HALK İHTİLÂLLERİ,SİLAHLARIN BUGÜNKÜ TERAKKİSİ ÖNÜNDE TARİHE KARIŞMIŞTIR VE HİÇBİR İHTİLÂL, ONA ORDU KARŞI ÇIKTIKÇA YAPILAMAZ!

   Bu hükmü bir mütearife bedahatiyle kabul edince,kendi kendisine şu riyazî hükme varmak gerekiyor:

   ORDUYU KAZANMADAN İHTİLÂL BAŞARILAMAZ!

   Orduyu kazanmaya çalışmaksa her yerde ve her kanunda suçtur ve daima ilmî zaviyeden belirtelim,bir ihtilâl zümresinin gözünde suç diye bir hürmet ve riayet mevzuu olmasa bile “cürm-ü meşhut” dedikleri cinsten “suçüstü” yakalanmayı gerektirici bir iştir.Buna da hiçbir ihtilâlci zekâsı yanaşamaz.Orduyu (direkt) tesir yollarıyla devşirmek mümkün olmayınca,uzaktan ve suç tarafı (kamufle-örtülü) fikirlerle elde etmeye çalışmak kalıyor.Bu da,bir “mücerred”in yavaş yavaş telkini olarak “müşahhas”a intikal ettirilip ettirilemeyeceği meçhul ve neticesi kefaletsiz bir tarz...Ordu,subaylar heyeti demek olduğuna göre onların tek tek ruhlarını işgal ve sonra bu ruhları demetleyip harekete kalbetmek,ancak merkezden muhite doğru bir cazibe yolu açmakla kalır,nazariyeden ileriye geçemez ve mutlaka muhitten merkez istikametinde gelecek bir dış tesirle birleşmesi iktiza eder.

   Bu dış tesir de gençlikten baştası olamaz.

   Gençliği;her memlekette nüfusun yirmide birinden eksik olmayan okur-yazar gençliği,öğrencisi ve öğretmeniyle büyük gençliği kuşatabilmek lazımdır.

   Bütün bu ilmî izahlardan sonra işte,son yıllarda komünistlerin memleketimizde takip ettikleri usulleri daha yakından görüyor ve anlıyorsunuz.

   Ruhu,maddesi,diyalektiği,nefret ve aşk hedefleriyle kuşatılacak ve teçhizatlandıracak bu gençliğin,ilk (aksiyon) farikası da,gayet hareketli,seyyar,seyyal,çevik,gözükara ve hudutsuz fedakâr olması...

   Yazıklar olsun ki,bu hassaları da,vatanımızın ruh köküne bağlı gençlikte değil,Moskova reçeteleriyle iş gören komünistlerde buluyoruz.

   Şimdi bizim gençliğimize ait bir hususiyeti mühürleyelim:

   Bizim gençliğimiz,Büyük Doğu fikir dokuma tezgâhının 32 yıllık çileli çalışmaları neticesinde artık dâvayı her kutbuyla kavramış,üstün ideâle varmış,onun geleceğe doğru muazzez dölünü hazırlama yoluna girmiş ve olanca faaliyeti kanun çerçevesinde ruh nakkaşlığından ibaret kalmış bir sınıftır ve bugün Türkiye’yi birdenbire avlama teşebbüslerine en sağlam mâni,bu gençlik olduğu gibi,Türk vatanı üzerindeki bin yıllık hakkını ilân etmek vazifesi de yine onundur.Bu gençlik ihtilâl yapmaya değil, dâvasını ve milletini korumak için onun nasıl yapıldığını bilmeye memurdur.

                                                                            

                                                 İHTİLÂL (Büyük Doğu Yayınları-İst-1976)’den

 

 

 

 

 

 

 

Giriş

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 23/05/07 13/01/09