Giriş GÜNCEL YAZARLAR Resim-Karikatür Büyük Doğu Arşivi

BAŞYAZI

KİTAP ELEŞTİRİLERİ

KÖŞE YAZILARI

SİYASET

BASINDA GEZİNİRKEN

TARİH

SANAT

FIKIH

BİZE ULAŞIN

Lübnan’ın gizledikleri

                                     Mahir KAYNAK

İsrail’in asıl hedefi nedir, savaş stratejisi neyi amaçlıyor? Kaybeden taraf kim? Barış gücünü bekleyen riskler neler? Ruslar neden sessiz? Türkiye ne yapmalı? İşte bu soruların yanıtları...


BİR yangın söndürüldükten sonra soğutma işlemleri başlar. Bizim Lübnan’ı böyle algıladığımız anlaşılıyor. Bir sebeple başlayan çatışma, taraflardan herhangi birinin kesin galibiyetiyle sonuçlanmış olmasa bile, BM’nin müdahalesiyle durdurulmuş, ateşin yeniden parlamasını engellemek için oraya asker gönderilmesine karar verilmiştir. Türkiye durumu böyle değerlendirerek, bölgede varlığını hissettirmek ve oyunun dışında kalmamak için asker gönderme niyetinde olduğunu beyan etmiştir.

Bu bakış açısının doğru olması için çatışma sürecinin sona ermiş olması ve kimsenin çatışmayı yeniden başlatmak gibi bir niyetinin bulunmaması gerekir. Oysa henüz çatışma sürecinin başındayız ve harekat, İsrail ve ABD açısından yeni başlamaktadır.

Kaybeden taraf İsrail

Oyun kurucu olan ABD’nin amacı bölgedeki İran etkisini sınırlamak, mümkün olursa İran’ın kendi gücünü de yok etmektir. Eğer süreç burada durur ya da durdurulursa İran etkisi daha da artacaktır. İsrail, mutlak bir zafer kazanmak bir yana, Hizbullah’ı tasfiye edememiş, dünya kamuoyunda saldırgan olarak algılanmış, savaş sahneleri olumsuz bir hava yaratmıştır. Bütün boyutlarıyla değerlendirildiği zaman İsrail’in kaybeden taraf olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Yapılacak ilk iş harekatın bütününün ne olacağını kestirmek olmalıdır. Yani Hizbullah’ın tasfiyesiyle planlanan hedeflere varılmış olacak mıydı yoksa bu sadece bir ara aşamadan mı ibaretti ve projenin ileri safhalarında daha büyük operasyonlar mı öngörülmüştü?

Asıl hedef Suriye

Çatışma süreci analiz edildiği zaman bazı ipuçlarına ulaşmak mümkün olmaktadır. İsrail sadece Hizbullah hedeflerine saldırmakla yetinmemiş, Lübnan’ın alt yapısını da tahrip etmiştir. Oysa Hizbullah dışındaki kesimlerle bir ihtilafı yoktur hatta savaş sırasında Lübnan askerlerinin karargahında çay molası verebilmiştir. Şu soru cevaplandırılmalıdır: İsrail’in savaş stratejisi neyi amaçlamaktadır?

Buradan çıkaracağımız sonuç; İsrail’in asıl hedefinin Suriye olduğu, bu çatışma sırasında Lübnan Şiileriyle Suriye askerlerinin ortak harekatını engellemek ve cepheyi daraltmak için Lübnan cephesini güvence altına almak istemiş, Suriye ile Lübnan arasındaki irtibatı kesmiş, ülkeyi kolay yaşanacak bir yer olmaktan çıkarmıştır. Yani onun açısında Hizbullah bir hedef olmamış, Lübnan’ın bütününü bir harekat alanı olarak hasmı için elverişsiz hale getirmiştir. Bu hasmın İran’ın müttefiki olan Suriye olduğunu söylemek yanlış olmaz.

BM gücü ve çatışma riski

İsrail, halka karışmış bir gerilla grubuyla ordu birlikleriyle savaşılamayacağını bilir. Eğer Hizbullah’ı hedef alsaydı muhtemelen özel birlikler kullanacaktı. Ama çatışmada orduyu kullanarak hava kuvvetlerinin operasyonlarını meşru hale getirmiştir. Eğer Suriye’nin de katıldığı bir çatışmada Lübnan çatışma alanı olsaydı sivil halkın zayiatı ve dolayısıyla uluslararası tepkiler daha büyük olacaktı. İsrail Lübnan’ı çatışma alanı olmaktan çıkararak bu tepkileri sınırlamak istemiş ve öne almıştır.

BM Barış Gücü’nün Avrupa ağırlıklı olması da tesadüfi değildir. Bu askerlerin bir çatışma ortamına girmeleri sürpriz olmayacaktır. Böyle bir durumda taraflardan birini desteklediği ve kolladığı söylenecektir. Hangi taraftan görünürse görünsün Avrupa kaybedecektir. İsrail yandaşı görünürse İslam alemini, karşı taraftan görünürse ABD’nin desteğini kaybedecektir.

Ruslar yaz tatiline çıkmış olmalılar ki hiçbir şeye karışmıyorlar. Bu tatillerinin biraz daha süreceğini, kışın da kayak yapacaklarını söyleyebiliriz. Onlar daha üst düzeyde siyaset izliyorlar ve bölgenin geleceğini muhtemelen ABD ile birlikte kararlaştırıyorlar. Avrupa’nın bir güç odağı olmaktan çıkması, bu konudaki tüm iddialarını kaybedip ABD ile Rusya arasında kurulacak dengeye razı olmaları beklenir.

Herkes yalan söylüyor

Ortadoğu’da, özellikle sınırlarımıza yakın bölgedeki operasyonlar henüz başlangıç aşamasındadır ve kendimizi kanıtlamak için henüz vakit erkendir. Şu anda hafif sıkletler güreşiyor ve biz hiç değilse baş altında güreşe başlamalıyız.

Herkesin yalan söylediği bir ortamda biz de olayları anlatıldığı biçimde kabul edebilir ve bir senaryoya göre davranabiliriz. Mesela artık çatışmalar sona erdiğini düşündüğümüzü söyler, bölgenin imarı için istihkam birlikleri ile tam teşekküllü bir hastane yollarız ve bir iki gemimiz de Lübnan sularında seyredebilir ve böylece ne şiş yanar ne de kebap.

                                                                                                   01.09.2006-Star

 

 

 

 

 

 

 

Giriş | Yeni Sayfa 149

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 01/09/06 13/01/09