Giriş GÜNCEL YAZARLAR Resim-Karikatür Büyük Doğu Arşivi

BAŞYAZI

KİTAP ELEŞTİRİLERİ

KÖŞE YAZILARI

SİYASET

BASINDA GEZİNİRKEN

TARİH

SANAT

FIKIH

BİZE ULAŞIN

AB’de son raund     /Mahir Kaynak

 

 

Merkel’in ziyareti AB sürecinde bir virgül değil son nokta oldu. Halkın büyük çoğunluğunun AB projesini desteklediği, konunun medyanın tüm gündemini işgal ettiği günlerde bile bunun mümkün olmadığı düşündüm ve söyledim.

 

Bu, ülkemizin önemsizliği ya da AB standartlarına uymamasından kaynaklanmıyordu. AB’nin tüm isteklerine cevap vermek için cansiperane çalışırken aradaki mesafe kapanacak yerde daha da uzaklaşıyorduk ve bunu nedenini bir türlü anlayamıyorduk.

 

Bana göre temel bir uyumsuzluk vardı. AB’nin itici gücü olan Almanya ve Fransa bir güç odağı olmak ve ABD ile Rusya’ya bir alternatif oluşturmak istiyordu. Oysa İngiltere’nin öncülük ettiği ve bir süre diğer Avrupa ülkelerinde de etkin olan bir grup AB’nin küresel sermayenin üssü haline getirmeye çalışıyordu.

 

Bu projenin başarı şansı yoktu. Hem bağımsız ve güçlü bir Avrupa peşinde olanlar hem de kendilerine rakip olacak bu gücün oluşmasını istemeyen Rusya ve Bush yönetimi buna karşı çıkıyordu. AB’nin hem içinden hem ve dışından kösteklenen bu proje, AB’nin gerçekleşmemesi pahasına, terk ediliyordu.

 

Türkiye’yi yönetenler küreselcilerin yenilmezliğine ve küreselleşmenin önlenemez bir akım olduğuna inanıyorlardı.

 

AB ile bütünleşecek ülkemizin Ortadoğu’nun kapılarını, bu yeni projenin üssü olacak AB’ne açacağını, İslam dünyası ile AB arasında bir köprü oluşturacağını ve dünyanın en etkin gücünün bu yeni oluşum olacağını düşündüler.

 

Proje muhteşemdi ve belki de bugüne kadar planlananların içinde, dünyayı en çok değiştirecek olanıydı.

 

Ama bir projenin güzel olması başarılı olmasına yetmeyecekti. Dünyaya sunulan bu yeni denge modeli cazip bir içeriğe sahipti ama bundan zarar göreceğini düşünenler de vardı.

 

Önce Rusya daha sonra ABD’deki Bush yönetimi buna cephe aldı ve giderek AB içindeki küreselci yönetimler de yerlerini kaybetti.

 

Son olarak bu cephenin komutanı konumundaki Blair sahayı terk etmek zorunda kaldı.

 

Şu anda Türkiye küreselcilerin direnen son kalesi konumunda ama bu aynı zamanda onun en çok saldırılan yer haline gelmesine neden oluyor. Son günlerdeki tartışmalarda herkes laiklik- irtica zıtlaşmasını bulurken ben bu konunun kalın çizgilerini görüyorum.

 

Merkel’in mesajlarını da şöyle okuyorum: Biz Türkiye’yi değil öngördüğünüz modeli reddediyoruz. Ülkenizle yakın ilişkiler sürdürmeye devam edeceğiz ama sizi içimize alıp AB’nin, başından beri planladığımız, bağımsız ve güçlü bir odak olması düşüncesinden vazgeçemeyiz.

 

Bize sadece bizim için gelseydiniz ve dışımızdaki bir projenin parçası olmasaydınız sorun çıkmazdı. Yokluğunuz elem verici ama içimize alsaydık biz, biz olmaktan çıkacaktık. Elimizi tutarken bir başkasının elini bırakmanız gerekir. Sözümüz söz ama nikah başka bahara.

 

Keşke oyunun böyle oynanamayacağını başından görseydik ve hem sevilip hem terk edilmenin acısını yaşamasaydık. 08.10.2006/StarGazete

 

 

 

 

 

 

 

Giriş | Yeni Sayfa 202

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 08/11/06 13/01/09