Giriş GÜNCEL YAZARLAR Resim-Karikatür Büyük Doğu Arşivi

BAŞYAZI

KİTAP ELEŞTİRİLERİ

KÖŞE YAZILARI

SİYASET

BASINDA GEZİNİRKEN

TARİH

SANAT

FIKIH

BİZE ULAŞIN

Filistin’de Ulusal İttifak  /Ahmet VAROL

Filistin’de bir yandan askeri hareketlilik sürerken bir yandan da özerk yönetimde yeni hükümet oluşturma görüşmelerinde ittifak sağlanmasından dolayı hareketlilik var. 

 

 Kamuoyunun dikkati siyasi gelişmelere yönelse de siyonist devletin saldırgan tutumunda değişiklik yok. 14 Kasım Salı gecesi Batı Yaka’nın Cenin şehrine ve çevresindeki mülteci kamplarına işgalci askerler yine kapsamlı saldırı düzenlediler. Çok sayıda ev işgalcilerin baskınlarına maruz kaldı. Bilindiği üzere ABD, siyonist devletin Beyti Hanun’daki vahşi katliamını kınayan BM kararını bile veto etti. Bu, siyonist devletin zincire bağlanamaması demektir. Böylesine tehlikeli bir terör gücünün zincire bağlanamaması ise Filistin halkının sürekli tehlike ve tehditle karşı karşıya olması anlamına gelir. Daha önce yazdığımız “Vahşetin Önü Açık” başlıklı yazıda kastettiğimiz de buydu.

 

Zincire bağlanmayan ve emperyalizm tarafından sürekli beslenen, güçlendirilen siyonist tehdide karşı Filistin direnişinin de mücadelesi ister istemez devam ediyor. Yani Filistin direnişi işgalci tehdide teslim olmamakta ve zilleti kabul etmemekte ısrarlı. 15 Kasım Çarşamba günü sabah saatlerinde HAMAS’ın askeri kanadı durumundaki İzzettin Kassam Birlikleri mücahitleri tarafından işgal devletinin hedeflerine 12 Kassam füzesi fırlatıldı. İşgal güçleri Sderot yahudi yerleşim merkezine atılan füzeler sebebiyle bir yerleşimcinin öldüğünü, birinin de ağır yaralandığını kabul ettiler. Bu, işgalci saldırgan devleti zorlayan “güvenlik sorununun” devam ettiğini ve Beyti Hanun’a yönelik vahşi saldırının bu sorunu ortadan kaldıramadığını ortaya koyması sebebiyle siyonistler açısından düşündürücü bir gelişmeydi.

 

Bir yandan bu gelişmeler devam ederken bir yandan da özerk yönetimde bir ulusal birlik hükümetinin iş başına gelmesini sağlamak amacıyla yürütülen görüşmeler son noktasına gelmiş görünüyor. Bu konuda medya organlarına yansıyan birtakım iddialar ve yorumlar sebebiyle okuyucularımızın zihinlerinde bazı sorular olduğunu ve kendilerini bilgilendirmek gerektiğini düşünüyoruz.

 

Öncelikle şunu belirtelim ki ulusal birlik hükümeti Filistinlilerin kendi aralarında bir ittifaklarıdır. HAMAS’la işgal devleti veya Filistinlilerle dış güçler arasında bir ittifak değil. HAMAS, parlamentoda büyük çoğunluğu elde etmesine rağmen baştan beri ulusal birlik hükümeti oluşturmaya çalışıyor. Bu yüzden seçim sonrasında böyle bir hükümet kurabilmek için yoğun çaba harcadı. Fakat el-Fetih’in tavrı sebebiyle gerçekleşmedi. el-Fetih başlangıçta pazarlığa oturduysa da hükümete girmeye gönüllü değildi. Çünkü HAMAS’ın tek başına hükümet kurması durumunda dış güçlerin baskılarına maruz kalacağını, bu yüzden başarısız olacağını ve çekilmek zorunda kalacağını, muhtemelen vaktinden önce gerçekleştirilecek bir sonraki seçimde meydanın yine kendine kalacağını düşünüyordu. Tabii dış güçlerin tahrikçi tutumlarının da önemli etkisinin olduğunu söyleyebiliriz. Bazı sol gruplar hükümete girmeyi düşünüyorlardı. Ama el-Fetih dışta kalmayı tercih edince HAMAS hükümetinin baskıya maruz kalacağı ve başarısız olacağı beklentisi onların da gözlerini korkuttu. İslâmî Cihad Hareketi ise zaten seçimlere de girmemişti ve hükümete girmeyi ilkesel olarak reddediyordu. Ama HAMAS hükümetinin programında başarılı olması için destekçi olacağını söylüyordu.

 

el-Fetih’in seçim sonrasında ilk hükümetin oluşturulması esnasında sergilediği tavra rağmen yine de HAMAS diyaloga ve ulusal birlik hükümeti çabalarına kapıyı kapatmamıştır. Bu yüzden sonraki dönemlerde de farklı zamanlarda ittifak görüşmeleri yapıldı. Ama el-Fetih, kurulacak hükümetin dış güçlerin tutumlarından kaynaklanan engelleri aşabilmesi için üç dayatmayı kabul etmesinin zorunlu olduğunu söylediğinden ve bu konuda ısrarlı davrandığından herhangi bir anlaşmaya varılamamıştı. Fakat HAMAS’ın dayatmalara boyun eğeceği yahut siyaset meydanından çekileceği ve arkasındaki halk desteğinin kaybolacağı beklentileri de gerçekleşmedi. Aksine halk uluslar arası emperyalizmin baskıcı tutumuna tepkisini İslâmî harekete desteğini artırarak gösterdi. Bu arada Mahmud Abbas’ın hükümeti dağıtma, referanduma gitme gibi siyasi tehditlerinin de ters tepeceği anlaşıldı. Neticede son görüşmelerde bir ulusal birlik hükümeti üzerinde anlaşma sağlandı.

 

Ulusal birliğin HAMAS açısından taviz anlamı taşıyıp taşımadığı, dış güçlerin tavırlarının ne olacağı ve hükümet formülü hakkında da inşallah müteakip yazımızda bilgi vereceğiz. 16.11.2006/Vakit

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Giriş | Yeni Sayfa 228

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 22/11/06 13/01/09