Giriş GÜNCEL YAZARLAR Resim-Karikatür Büyük Doğu Arşivi

GİRİŞ

KİTAP ELEŞTİRİLERİ

KÖŞE YAZILARI

SİYASET

BASINDAN SEÇMELER

TARİH

SANAT

FIKIH

BİZE ULAŞIN

      

       “kayseri” YE ELEŞTİRİ          

            mimar Mehmet KASAP          

           

Belediyelerin görevleri arasında sayılan bu tip kültürel çalışmalar, çoğunlukla yetersizlikten, bazen de günlük işlerin arasında kaybolmaktan veya belki de “su akar, Türk bakar” öz deyişinin artık geçmişte kaldığından, şimdilerde pek akan suya bakılmadığını küt küt kafalara vururcasına ihmal edilmekteydi!…

            Kocasinan Belediye Başkanı, Başkanım Sayın Bekir Yıldız’ın Kayseri’nin Kitabı denebilecek çok değerli bir çalışma için kolları sıvayıp, uzunca bir sürede hazırlattığı (üç yıl olduğu söyleniyor) ve bu gün elimizde olan “kayseri” hakkında konuşuyorum…

            Öncelikle, ortaya çıkan ne olursa olsun, böyle kalıcı bir eser niyeti için Sayın Başkanı tebrik etmek, kutlamak gerekir. Tebrik ediyorum, teşekkür ediyorum…Ama bunları söylerken (izinleriyle) gördüğüm aksaklıkları söylemeden böyle bir eleştirinin olamayacağını düşünüyorum…

            Sosyolog olmamakla birlikte, mesela Kars’ta oturup da Erzurum’u, Erzurumluyu, O’nun davranışlarını, reflekslerini yazamayacağınız gibi Kayseri’den ayrılalı nerdeyse on yıl olmuş birisine böyle bir sipariş mutlaka benzer aksaklıkları beraberinde getirecektir. (Bu gün Kayserili bir çok konuda, belediyeler de içinde olmak üzere, sayın Abdullah Kılıç’ın Kayseri’den ayrıldığı tarihte düşündüğü gibi düşünmüyor, davrandığı gibi davranmıyor) Bunun yanında Sayın Abdullah Kılıç ve proje danışmanlarının konu ile ilgili kitap yayınlamış olmaları, kendilerini burada, kendi kitaplarının tekrarına götürmesi kaçınılmazdı, öyle olmuş…

            Kitap hakkındaki eleştirilerimi uzatmadan birkaç noktada toplamak istiyorum; başta, taç kapı motifine “kayseri” yazma çabasını veya yazamamayı gereksiz buluyorum, adımız Şebinkarahisar, Gaziantep veya Kahramanmaraş olsaydı, Allah bize acısındı!... Ve ön planda Kültepe Höyüğü, güneye doğru oklarla Erciyes, bu günkü Kayseri, Kuzey gibi gösterimler olan fotoğraf ile “1925’te kale dibinde boyacılar” fotoğraf altı yazısını işi ciddiye almamak olarak yorumluyor ve bu kitabın niyeti bunu hak etmiyor diyorum. Bir de, yapılacaksa eğer, sayfanın biri İngilizce, diğeri Türkçe olabilirdi… Yazık değil mi sadece İngilizce bilenlere, ne yapacak adamlar, on tane Türkçe sayfa çevirip, fotoğraflara bakacak, konu başlarında üç cümle İngilizce, evet kime hitap ediyorsunuz, bu kitabın niyeti tüm bu ciddiyetsizlikleri hak etmiyor!...

            “kayseri” de bir imaj olarak “..Ağırnas’lı Sinan..” ve “.. taşın medeniyeti..” ibarelerinin olmayışını, “sipariş” eksikliği ve Kars’tan Erzurumluyu yazmak olarak görüyorum. Zaten bu durumu sayın Abdullah Kılıç önsözünde şöyle belirtmiş: “.. Kitabı oluşturmaya başladığımızda, hazır birikim ve arşivlerle kolayca toparlayacağımızı düşünürken, karşımızda…”

            Kitabın başka önemli bir eksikliği de, kurgusu!... Tamam Roma, Selçuk, Osmanlı da, ne amaçlanıyor bunlar övülerek ve sonunda çok katlı apartmanlarla bitirerek, nerde günümüzde Kayseri’nin geniş bulvarlar yanında lineer bir şekilde uzanan yeşil alanlarla oluşan mekan anlayışı, bunu Belediye değil de Valilik mi yapacak? Kaldı ki bu eksiklik giderilmiş olsaydı bile, Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Sayın Abdullah Gül’ün “Sonsuzluğa Adanmış Şehir” başlıklı önsözünde belirttiği “… Şehrin Selçuklu ve Osmanlı çizgisiyle biçimlenen dokusu, yeni bir yüzyılı cesaret ve atılım ruhuyla karşılamaya hazır, modern ve girişimci bir neslin enerjisiyle birleşerek yenilenmektedir.” İfadesi, doğru bir şekilde kitabın başlarında övülen değerlerin “…modern ve girişimci bir nesil..” tarafından yenilendiğini belirtmektedir.

            Kurgu eksikliğine “ticaret şehri” ve ilgili fotoğraflarda insanların kah ilgisiz bir şekilde, eşek sırtında uçak önünden geçişini, kah Salı Pazarı’nda bezgin dolaşışını ve kah toprak evlerinin durumunu gösterebiliriz. Yani ticaret şehri ve onun yoksul insanları!...

            Dünya Mimarlar Birliği’nin geçen yıl İstanbul’da yaptığı Kongrede Kayseri Şubenin sergilediği “Cıvılızatıon Through Stone” (Taşın içinden gelen medeniyet) konulu üç adet A0 paftada, Ağırnaslı Sinan’ın doğduğu kabul edilen evin bulunduğu sokağın fotoğrafı da bulunmaktaydı ve o paftaları Erciyes Üniversitesi’nden Yar. Doç. Sencer Erkman düzenlemişti, orada fotoğraf ve düzenlemenin kendisine ait olduğunu belirtiyor, beri yanda sayın Abdullah Kılıç hiçbir yazı ve fotoğrafın izinsiz alınamayacağını belirtiyor ve “kayseri” de aynı fotoğraf var, ne anlayacağız bu işten?

            “kayseri”, daha önce Valilik tarafından çıkartılan “KAYSERİ” lerle tarihinin iyice genişletilmesi ve tam ticaret denemese bile insanının çalışma azmine atıfta bulunulması, yani Kayserilinin işine paradan çok iş olarak bakması, anlaşıldığı kadar kitapta bu özelik Ahilikle ifade ediliyor, bunun yanında halı kilimin ötesinde bağda, şehirde, işte gündüz veya akşam oturmaları vs. ile kültürünün net bir şekilde vurgulanmasıyla ayrılmaktadır. Ayrıca metropol bir Belediye Başkanlığınca böyle bir eksikliğin nihayet hissedilmesi önemli…

Hasılı emeği geçenlere teşekkür etmek lazım!...   

 

 

Giriş | Yeni Sayfa 50

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 04/07/07 13/01/09