Giriş GÜNCEL YAZARLAR Resim-Karikatür Büyük Doğu Arşivi

BAŞYAZI

KİTAP ELEŞTİRİLERİ

KÖŞE YAZILARI

SİYASET

BASINDA GEZİNİRKEN

TARİH

SANAT

FIKIH

BİZE ULAŞIN

Papa ve akıl kamaşması /Akif EMRE

Papa'nın Türkiye'ye gelişini adeta bir cümbüş havasına çeviren medya ve kalemşörlerimizin havasına bakılacak olursa Türkiye sırtındaki tarihi, dini, kültürel kamburu atmış gibi görünüyor. Papa, en azından medyayı kutsamış görünüyor.

Doğrusu Papa, İslam'a ve kutlu Peygamberine hakaret içeren sözlerine çok içerleşmiş görünen Türk medyasındaki yansıması karşısında kabaran öfkeyi bu kadar çabuk unutturacağını tahmin etmemiştir. Medyatik jestleriyle tam bir PR çalışmasına dönüşen gezinin yabancı basını da şaşırttığı söylenebilir. Ancak bizimkilerin şaşkınlığı ile yabancıların şaşkınlığı arasındaki mahiyet farkını belirleyen şey 'hafıza farkı' idi. Şaşkınlığın mahiyetini 'hafıza'nın belirlediği paradoksal durum şu: Yabancı basın Papanın şova dönüşen gösterilerine gerçekten şaşmış görünüyorlardı, çünkü onun temsil ettiği tarihi, dini referanslara bakarak şaşırmaktaydılar. Aktüel durum karşısında, en azından tarihe gönderme yaparak, tarihsel deneyimle kıyaslayarak şaşkınlık sergiliyorlardı. Şaşmak sonuçta beklenmedik bir duruma işaret eder; bir şeyin doğasına, huyuna, işleyişine yabancı olan, yadırganacak bir tavır sergilemesi durumda gösterilen tepkidir. Yabancı basının şaşkınlığı kavramsal anlamda bir şaşkınlık durumuna karşılık geliyordu. Papalığın tarihi ve dini olarak taşıdığı özellikleriyle İstanbul'da sergilediği tavırları; kurumun tabiatına yakıştıramayanlar bu beklenmedik tavır karşısında -hoşlarına gitse de- doğal olarak şaşırmışlardı.

Bu anlamda bizimkilerin sergilediği tavır şaşkınlık derecesine bile ulaşmıyordu. Sanki bu kuruma ilişkin tarihi, dini, siyasi hiçbir meselesi, değer hükümleri olmayan, tarihsel tecrübeyi yaşamamış nötr bir topluma gelmişti; beyaz-kolonizatör-misyonerlerle karşılaşan sömürge kabilelerinin sevincine benzer bir cümbüşe dönüşüverdi ziyaret.

Yakın zamanda Papa'nın hakaretlerine pek içerlemiş görünen medyanın sergilediği 'şenlikli tutum' bir tür, hakaretten kutsanmışlık çıkarır görüntü arz ediyordu. İşi daha da ileri götürüp Diyanet İşleri Başkanı'nın da haç çıkarmasını ima edenlerden, iki kilisenin birleşmesinden İsevilik Muhammedilik ittifakı adına pay çıkaranlara kadar tam bir 'akıl kamaşması'…

Meğer ne kadar apolitik bir dünyada yaşıyormuşuz da haberimiz yokmuş. “Kalbinin yarısı İstanbul'da kalan” Papa'ya karşı önyargılı davranmakla ne kadar hata etmişiz. Biraz daha kalsaydı hani neredeyse şöyle bir başlık bile atılabilirdi: Aziz peder; asırlardır dostça düşünceler beslemediğimiz için bizi affet. Nitekim bu anlama gelecek cümleler de sarf edilmedi değil: dinimize şeref verdin diyenlerden, aradaki düşmanlığın sorumlusu olarak gönlü Mesih sevgisiyle dolu olanlarla karşı önyargılı Müslümanları gösterenlere kadar…

Hasılı temel meselelerde olduğu gibi bilgisizlik, düzeysizlik, kimliksizlik, bilinçsizlik bu vesile ile hepsi bir anda sergilendi.

Bizim kalemşörlerin özellikle bu ziyaret vesilesiyle sergiledikleri bilgisizlik, bilinçsizlik ve sığ tutumla ne dünya siyaseti ne de Papalık gibi tarihin en eski ve en sürekli kurumunun stratejisi kavranabilir. Din ve siyasetten daha ileride sömürgecilik deneyimli ile iç içe geçmiş bu yapıyı ne teolojik anlamda ne siyasi anlamda kavramaktan yoksun oluşumuz her şeyden önce kendimizin farkında olmayışımızla alakalıdır.

Kendi tarihinin ve kültürünün farkına varmadan, Papalık gibi bir siyasi ve de dini kurumun rakibi kapı komşumuz Ortodoks kilisesiyle ilişkisini kavramak ne mümkün. Bir kez daha ortaya çıktı ki Türkiye bırakın doğu batı arasında köprü olmayı kendi hanesinin içinde olup bitenleri kavramaktan acizdir.

Daha önce belirttiğim gibi, Papa; Her şeyden önce Hıristiyan dünyasına biçim verme stratejisinin bir parçası olarak Türkiye'de idi. Almanya'da İslam dinine hakaret eden Papa'nın camideki, hiçbir dini boyutu olmayan, duruşu arasında bir çelişki yoktu. Dar anlamda Avrupa kimliğinin yeniden inşası yolunda tarihi misyonuna uygun 'öteki'yi yeniden icat etmeye çalışıyordu.

Ortodoks Patriği ile beraber yayınladığı deklarasyon; İslam ve Hıristiyanlık diyalogu değil iki ayrı din gibi algılanan Ortodoks ve Katolik kiliseleri arasındaki buluşmaya işaret etmektedir. Hiçbir kavram içinde geliştiği kültürün dünya görüşünden bağımsız değildir. Dinler arası diyalogdan bir Batılı her şeyden önce Hıristiyanlık içi farklı mezhepleri anlar. Devletin dine karşı eşit mesafede olması gibi laikliğin en temel kuralı bile bu kültürel referansla anlaşılır. Laik devletin eşit mesafede durduğu dinler Hıristiyanlık içindeki farklı mezheplerdir. İslam'ın bu dinler arasına girebilmesi için Avrupa'nın pek çok önyargıyı aşması gerekir.

Papa işte bu noktada Avrupa kimliğinin temel taşlarından birini oluşturan Hıristiyan kültürünün kodlarını yeniden inşa etmeye çalışıyor. 5.12.2006-YeniŞafak

 

 

 

 

Giriş | Yeni Sayfa 233

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 09/12/06 13/01/09