Giriş GÜNCEL YAZARLAR Resim-Karikatür Büyük Doğu Arşivi

BAŞYAZI

KİTAP ELEŞTİRİLERİ

KÖŞE YAZILARI

SİYASET

BASINDA GEZİNİRKEN

TARİH

SANAT

FIKIH

BİZE ULAŞIN

Neden yalan söylüyorlar? /Akif EMRE

Dünkü sayısında sıra dışı bir ön sayfa hazırladı yine İngilizlerin ünlü gazetesi Independent. Ciddi görünümünden beklenmeyecek bir tasarımla ön sayfayı 10 adamın fotoğrafına ayırarak “Teker teker gerçeği açıklıyorlar” başlığı ile çıktı. Yalnız fotoğrafsız iki boş alan vardı: Bush ve ortağı Blair'e ayrılan kutular… Benzer bir uygulamayı yıllar önce Cezayir'deki iç savaş adı altında yürütülen Fransız-Cezayir askeri cuntası işbirliği ile yürütülen kirli savaş için yapmıştı Independent. Tüm sayfayı rejimin provokatör ajanlarının itiraflarına ayıran gazete ülkedeki savaşın aslında ne türden bir yargısız infazdan ibaret olduğunu gözler önüne sermişti. “Aşırı dinciler”in demokratik ve batılı değerlere saygılı Cezayir yönetimini yıkmak için ülkeyi kana buladığı yönünde yapılan propagandanın altında Fransız-Cezayir işbirliği ile yürütülen insan avının perde arkasını olayların faili ve tanıklarının ifadeleriyle deşifre ederek dünyaya gazetecilik dersi vermişti.

Aynı gazete benzer görsel uygulamayla bu sefer dikkati ABD'nin neoconlarına çevirdi: Irak savaşının daha doğrusu “küresel terörle savaş” adına başlatılan “Haçlı Seferi”nin bir zamanlar muzaffer komutan edasındaki mimarlarının itiraflarından başka bir habere yer verilmemiş ön sayfada. İtiraflar özetle şöyle sıralanıyor:

Colin Powell: 2003'de Birleşmiş Milletler'e Saddam Hüseyin'in kitle imha silahları olduğunu söyledi, 2004 Mayıs'ında bu bilgilerin doğru olmadığını itiraf etti. Paul Bremer: Geçici Irak Yönetimi'nin Başkanı, 2006 yılının Ocak ayında işgalin beklediğinden daha zor geçtiğini belirtip, “Direnişi öngöremedik” dedi. Zalmay Halilzad: Irak Büyükelçisi, genelde izlenen olumlu havaya ters olarak Mart ayında “Pandora'nın kutusunu açtık. Eğer şiddet durmazsa, Afganistan ve Taliban Irak'ın yanında bir hiç olarak kalacak” dedi. Richard Perle: Savaşın fikir babalarından birisi olarak görülen Perle, kasım ayında 'Irak'ta büyük hatalar yapıldığını' söyledi. Donald Rumsfeld: İstifa eden Amerikan Savunma Bakanı'nın bir iç yazışması bu hafta basına sızdı. Bu notta Rumsfeld “Amerikan birliklerinin Irak'ta yaptıkları bir işe yaramıyor” diyor. Robert Gates: Savunma Bakanlığı'nın müstakbel ismi Gates, dün Senato'da 'Irak'taki savaşı kazanıyor muyuz?' sorusunu “Hayır” diye cevaplamıştı.

Peki, dünyaya nizamat verme iddiasındaki bu adamlar neden yalan söylüyorlar? Türk hükümetinin aradan bunca zaman geçtikten sonra hala bu savaşa katılmayışımızın bir hata olduğunu belirttiği bir ortamda ABD'yi yöneten bu isimlerin yaptığı itiraflarının anlamı nedir?

Yine dünkü gazetelerde ayrıntı olarak geçiştirilen bir haberin anlamı yeterince kavranmadan ne dünyada ne olup bittiği ne de bu adamların neden yalan söylemek zorunda kaldıklarını anlamak mümkün değil. BM bünyesinde Dünya Kalkınma Ekonomileri Araştırma Enstitüsü'nün yaptığı dünyadaki zenginlik dağılımına ilişkin araştırma her şeyi o kadar çarpıcı biçimde ortaya seriyor ki savaşlardan kitlesel ölümlere, cari sistemden muhalif hareketlere çok şeyin gerekçesi hakkında yeterince ipucu veriyor.

Araştırmayı yapan kurum dünyadaki zenginliğin kimlerin elinde toplandığını şöyle açıklıyor: Eğer dünya nüfusunu on kişiden ibaret sayarsak, bunlardan biri ortadaki zenginliğin yüzde 99'unu alırken, geri kalan 9 kişi geriye kalan yüzde 1'i paylaşıyor.

Bu adaletsizliği daha somut bir tabloya dönüştürürsek şu görüntü çıkıyor karşımıza: “dünyanın toplam zenginliğinin yüzde 90'ı Kuzey Amerika, Avrupa ve yüksek gelirli bazı Asya-Pasifik ülkelerinin elinde toplanıyor. Buna göre, dünya zenginliğinin yüzde yarısından fazlasını elinde bulunduran en tepedeki yüzde 2'lik grup, en az 1 milyon dolar sermayeye sahip olan kişilerden oluşuyor. Tüm dünyada sayıları 37 milyonu bulan bu en zengin kişilerin yarısı da ABD ya da Japonya'da yaşıyor.”

Alt alta konan bu rakamların anlamını kavramaya yarayacak bir başka not: İkinci Dünya Savaşı bitiminde Soğuk Savaşın başladığı dönemde Amerikan stratejisinin şekillenmesinde belirleyici bir rol oynayan beyinlerden George Kenan'ın, 1948 yılında söylediklerine kulak verelim: Dünya nüfusunun yüzde 6'sını oluşturmamıza karşın dünyadaki kaynakların yüzde 50'sini tüketiyoruz. Önümüzdeki hedef bu eşitsizliğin sürdürülebilir kılınmasıdır.

Şimdi İngiliz gazetesinin ön sayfasında arz–ı endam eden savaş mimarlarının neden yalan söyledikleri konusunda bir fikir sahibi olabiliriz.

Savaşın ekonomi politiğini yani küresel kapitalizmin geldiği aşamayı, sistem-ABD ilişkisini kavramadan küresel terörle savaş efsanesine (en azından önemli bir boyutu hakkında) dair çözümlemeler yapmanın anlamı yok. 7.12.2006-YeniŞafak

 

 

 

 

 

 

 

 

Giriş | Yeni Sayfa 234

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 09/12/06 13/01/09