Giriş GÜNCEL YAZARLAR Resim-Karikatür Büyük Doğu Arşivi

BAŞYAZI

KİTAP ELEŞTİRİLERİ

KÖŞE YAZILARI

SİYASET

BASINDA GEZİNİRKEN

TARİH

SANAT

FIKIH

BİZE ULAŞIN

Papa'nın Avrupa oluşumuna müdahalesi /Akif EMRE

Bugün Ankara'ya uçakla inecek olan Papa her şeyden önce Türkiye'yi ziyaret etmiyor, Türkiye'ye geliyor. Her ne kadar resmi görüntü olarak Cumhurbaşkanı'nın resmi davetlisi olarak geliyor olsa da bu durum Papa'nın asıl geliş gerekçesini diplomatik bir dille kamufle etmekten ibarettir.

Papa, İstanbul'da bulunan Fener Rum Patrikliğini ziyaret için Türkiye'ye geliyor. Yani diplomatik kurallar gereği Ankara'ya inmiş, orada devlet başkanı sıfatıyla remzi misafir gibi bir görüntü vermiş olsa da bunca zahmeti katlanmasının nedeni; Fener Ortodoks Patrikliğini ziyaret etmektir. Ziyaretin gerçek gündemi ise Ortodoks Patriklikle Katolik Papalık arasında yani Hristiyanlık içinde iki farklı mezhebin ilişkilerini yeniden şekillendirecek bir girişimin başlatılmasıdır. Bu yönüyle resmi olmaktan önce dini ve de siyasi amaç bu ziyarete damgasını vurmaktadır.

Başta medya olmak üzere Papa'ya karşı takınılan tavır tam bir 'tarihsizleştirme' örneği olarak magazinel boyuta indirgenmiş durumda. Bu tarihsizleştirme tutumu Papa'nın İslam'a yönelik sarf ettiği sözlerin algılanışından başlayarak Türkiye gezisinin anlamının kavranmasında kendini gösteriyor. Türk medyasında, yıllardır İslam, üretilen iğrenç imajlar üzerinden aşağılanırken Papa'nın sözlerine tepki gösterenlerin aynı zamanda ziyareti herhangi bir diplomatik olaya indirgemesinin nedeni bu tarihsizleştirme/ci yaklaşımıdır. Medeniyet aidiyeti anlamında kriz içindeki Türk aydının ne Ortodoks ve Katolik kiliseleri arasındaki gerilimi kavraması ne de Vatikan'ın Avrupa kimliğinin yeniden inşa sürecinde oynamak istediği rolü kavraması mümkün görünmüyor.

Papanın gelişi Ortodoks ve Katolik kiliseleri arasındaki ilişkinin yeniden tanımlanması ile alakadar olduğu kadar Avrupa kimliğinin yeniden tanımlanması girişiminin bir parçasıdır ve bu anlamda İslam dünyasını da yakından ilgilendirmektedir.

Fener Patrikliğine yapacağı ziyaretle Ortodoks kilisesi ile barışarak düşman iki Hristiyan mezhebi arasındaki ilişkileri yeniden düzenlemek istiyor. Bu vesile ile bir Müslüman denizinde adacık gibi duran Ortodoks Kilisesinin hamisi olmayı hedeflemektedir. Bu girişim, sadece teolojik bir adım olmakla sınırlı kalmayıp diplomatik ve stratejik bir dizi gelişmenin habercisi olabilir. Bir müddet önce Batı Kilisesinin Patriği unvanını çıkartan böylece tüm Hristiyanların hamisi rolünü üstleneceği mesajını veren Papa'nın Rogensburg konuşmasının ardından rakip kilisenin merkezine gelmesi tesadüf değildir. Papanın son hamlesiyle ekümeniklik unvanının tartışmalı hale geldiğini hisseden Fener'e karşı bu hamle, siyasi olarak da Avrupa ittifakının ana fikrine bir müdahale olarak okunabilir.

Bir yanda Ortodoks İmparatorun diliyle İslam'ı yeniden ötekileştirecek bir hamle yapan Papa gerçekte Avrupa'nın Hristiyan kimliğine vurgu yaparken diğer tarafta paradoks gibi duran dinler arası diyalog söylemine sarılması nasıl anlaşılmalıdır?

Kanlı mezhep savaşlarından sonra ortaya çıkan Westfalya Düzeni'nin, devletin tüm dinlere karşı eşit mesafede olması ilkesinden her şeyden önce Hristiyanlık içi çatışmaları kastediyorsa Papanın (hatta tüm laiklik iddiasına rağmen AB'nin) dinler arası diyalogdaki önceliğinin, ayrı din gibi algılanan Hristiyanlık'taki farklı kiliseler arası diyalog olduğu hususu pek çoğumuzun fark etmediği önemli bir ayrıntıdır. AB fikrinin din-devlet ilişkisi bağlamında sanılanın aksine, İslam'ın diğer dinlerle, yani Hristiyan mezhepleriyle peşinen eşit olacağı anlamına gelmeyeceğinin altını çizmekte yarar var.

Papa bu girişimiyle, siyasi olarak da Avrupa Birliği'nin oluşum sürecine aktif olarak müdahale etmektedir ve bu yönüyle Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmektedir. Ortodoksluğu yeni Avrupa kimliğinin ve siyasi oluşumunun içine çekebilirse Papalık, bu Türkiye'nin AB ilişkilerini doğrudan ilgilendirecek bir müdahaleye dönüşecek demektir. Her ne kadar Avrupalı güçler, Osmanlının son döneminde gerektiğinde Hristiyan halkları koruma adına Ortodoksları kullansalar da Katolik dünyası ile Ortodoks dünyası arasındaki siyasi ayrımı Osmanlı Avrupa sınırı belirliyordu. Osmanlının Avrupa sınırları aynı zamanda Ortodokslukla Katoliklik arasındaki sınırdır. Yeni süreç başarıyla sonuçlanırsa en azından şu an siyasi olarak mevcut olmayan bu ayrım psikolojik olarak da kalkacak demektir.

Dinlerarası diyalogdan, İslam'a saldırırken rakibi Ortodokslarla barışmayı anlayan Papanın ziyareti siyasi sonuçları bakımından Türkiye'nin yakından takip etmesini gerektirmektedir. Papa, bir yanda Hrıstiyanlık içinde yeni bir hamle diğer tarafta Avrupa ittifakına ve kimlik oluşumuna güçlü bir müdahalenin adımlarını atmaya hazırlanıyor.

Türkiye'ye gelmenin Türkiye'yi ziyaret etmek anlamına gelmediğini anladığımız an sorunu kavramış olacağız demektir. 28.11.2006/YeniŞafak

 

 

 

 

 

 

 

 

Giriş | Yeni Sayfa 237

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 01/12/06 13/01/09