Giriş GÜNCEL YAZARLAR Resim-Karikatür Büyük Doğu Arşivi

BAŞYAZI

KİTAP ELEŞTİRİLERİ

KÖŞE YAZILARI

SİYASET

BASINDA GEZİNİRKEN

TARİH

SANAT

FIKIH

BİZE ULAŞIN

Papa'nın ziyareti ve medeniyetler çatışması

                                                                                /İbrahim KARAGÜL

Papa 16. Benediktus'un Türkiye ziyareti, medeniyetler çatışması çerçevesinde kendini gösteren bölgesel ve küresel krize nasıl etki edecek? İslam-Batı arasındaki derin güvensizlik ve düşmanlık giderek ürkütücü bir hale dönüşürken, dünya acımasız bir hesaplaşma çizgisine doğru sürükleniyor, çatışmacı tezler güç kazanıyor. Krizi kontrol etmeye ehil kişi ve çevreler ise affedilmez sorumsuzluk örnekleri sergiliyor. Kimileri din için, kimileri kaynak için, kimileri imparatorluk rüyalarıyla, kimileri de tarihi düşmanlıklardan beslenen intikam hırsıyla derin çatışmayı beslemekten geri durmuyor.

Papa'nın Türkiye ziyaretinin Batı-İslam çatışması ekseninde ele alınmasının nedeni de bu. “The Papa Confronts Islam” başlığını kapak yapan Time dergisi, 16. Benediktus'un ilk kez bir Müslüman ülkeye gittiğine dikkat çekerek, “ziyaretin Batı ile İslam arasındaki ilişkileri yeniden belirleyeceği”ni iddia ediyor. Nasıl belirleyecek? Krizi yumuşatacak mı yoksa daha mı alevlendirecek? Papa'nın dini ve siyasi bakışından hareket edersek, umutlu olmak için bir sebep bulmamız maalesef çok zor.

Türkiye, medeniyetler krizinin tam merkezinde. Hem ziyaret hem de konu, George Bush'un ifadesiyle “cephe ülkesi” Türkiye'yi çok yakından ilgilendiriyor. Türkiye, bir taraftan İslam dünyasındaki Batı karşıtı reaksiyonu dizginlemekle uğraşırken diğer taraftan, Batı'nın İslam dünyasına yönelik dönüşüm projelerinde de ana merkez rolü oynuyor. İki dünyanın kesişme noktası ve en sancılı bölgesi.

AB VE HIRİSTİYAN BİRLİĞİ

Ziyaret, bazılarına göre ortamı yumuşatmak için bir fırsat. Bazılarına göre Hristiyan dünyanın kendi iç sorunuyla sınırlı. Bazılarına göre ise, Batı'nın İslam dünyasına yönelik genel savaş kampanyasının bir parçası. Vatikan, son kanaati uyandırmak için gereken ne varsa yaptı sanki. “Hristiyanlar tek çatı altında toplanmalı” çağrısı yapan, Hristiyan Birliği hayalleri kuran, Müslüman olduğu için Türkiye'yi Avrupa Birliği içinde istemeyen 16. Benediktus, karikatür krizi gibi aşağılanmalarla hırpalanan Müslümanlara en ağır darbeyi vurmaktan çekinmedi. Sözlerinin yanlış anlaşıldığı söylense de, kullanılan cümle-ler, Papa'nın inanç dünyasını, dünyaya bakışını, Müslümanlara yönelik yeni küresel kampanyayı algılama biçimini son derece açık biçimde ortaya koydu. ABD'nin imparatorluk hevesi gibi Vatikan'ın da, dinlerin yeniden sahneye indiği bir dönemdi, Hristiyanlar arasında yeniden diriliş vücuda getirmeyi hedeflediği, bunu yaparken varolan çatışmacı tezlerden yararlanma yolunu seçtiği ortada. Türkiye ziyaretinin Ortodoks Hristiyanlarla yakınlaşmayı amaçlaması bu yeni durumun bir göstergesi.

SÖZLERİN YIKICI GÜCÜ

16. Benediktus'un; Bizans İmparatoru Manuel II Paleologos'tan yaptığı, “Hz. Muhammed'in gayri insani ve şeytanca olanın dışında yeni bir şey getirmediği”ne yönelik alıntısı, “medeniyetler çatışması” tezlerine maalesef çok büyük bir destek sağladı. Bu sebeple unutulması, affedilmesi, mazeret üretilmesi çok zor bir çıkıştı bu.

AB Yüksek Temsilcisi Javier Solana'nın, bu sözlere atıfta bulunarak; “Bir sorunumuz var. Uçurum sandığımızdan daha derin. Bizim için bir saldırı kaynağı olmayan, ancak dünyada milyonlarca insan için böyle algılanabilecek sözleri, ifadeleri kullanma biçimimiz konusunda sakınımlı olmalıyız” demesi, sözlerin yıkıcı gücünü anlama konusunda çarpıcı bir örnekti.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu'nun yerinde ve zamanında tepkisi, ağır tarihsel sorumluluğu içermesi bakımından, son derece önemliydi. Haçlı müdahalelerini göğüsleme tecrübesine, yüzyıllara dayanan Avrupa-İslam ilişkilerini belirleme mirasına sahip bir ülkenin bu tepkisi zorunluydu. Bardakoğlu'nun ziyaret konusundaki tavrı da aynı şekilde titizlikle belirlenmiş, “bir dini lider olarak” görüşme inceliğinin, İslam-Batı ilişkilerinin tarihi ve bugünkü durumu göz önüne alınarak belirlenmiş olduğu seziliyor.

Papa 2. Jean Paul, Soğuk Savaş döneminin Papa'sıydı. 16. Benediktus ise, dünyanın dinler, kimlikler ekseninde bölündüğü, tehlikeli bloklaşmaların oluştuğu bir çağın papası. O bir şahin… Dolayısıyla Türkiye ziyaretinde iki dünya arasındaki ilişkileri yumuşatmaya yönelik ciddi çıkışlar beklememek gerekiyor. 24.11.2006/YeniŞafak

 

 

 

 

 

 

 

Giriş | Yeni Sayfa 239

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 01/12/06 13/01/09