Giriş GÜNCEL YAZARLAR Resim-Karikatür Büyük Doğu Arşivi

BAŞYAZI

KİTAP ELEŞTİRİLERİ

KÖŞE YAZILARI

SİYASET

BASINDA GEZİNİRKEN

TARİH

SANAT

FIKIH

BİZE ULAŞIN

'Kime suikast yapılacak' diye sordum, işte cevabı!

                                                                                  /İbrahim KARAGÜL

14 Şubat 2005'de öldürülen Lübnan eski Başbakanı Refik Hariri'den sonra kaç cinayet işlendi? Hristiyan bölgelerinde Suriye karşıtı bombalamaları bir tarafa koyarsak, önceki gün öldürülen Hristiyan Sanayi Bakanı Pierre Cemayel'e yönelik saldırı beşinci infaz oldu. Samir Kasır, George Hawi ve Cibran Tueyni'den sonra siyasi suikastler zincirine bir isim daha eklendi. Hariri suikastiiyle ilgili resmi palavraları bir kenara atın. Daha sonraki cinayetlerle ilgili olanları da. Lübnan'ın içine sürüklendiği iç savaşı, ABD ve müttefiklerinin bölgeye yönelik planları çerçevesinde suikastleri bir kez daha düşünün. Kim ne kaybediyor, kim ne kazanıyor? Gerçekleri görmek için orta derecede bir zeka yetiyor. Ama, zihinlerinizi bölge haritasına yeniden çizmeye çalışanların esaretinden ya da onların sözcülerinin dezenformasyonundan kurtarmak şartıyla.

30 Ağustos 2006'da bu köşede “Kime suikast yapılacak” başlığı ile olabilecekleri yazmış, sırada kimin olduğunu sorgulamıştım. Özetle şöyleydi: “Ortadoğu'nun geleceğine yenelik beklentiler, Lübnan'da çok kötü bir 'uluslararası güç fiyaskosu'nun yaşanacağına işaret ediyor. Güney Lübnan için ilan edilen ateşkesin ne kadar kırılgan olduğuyla sınırlı değil bu endişe. Bazı ülkeler reddetse de, uluslararası gücün asıl hedefinin İsrail'le birlikte Hizbullah'ı silahsızlandırmak ve Lübnan'ı abluka altında tutmak olduğu bir gerçek. Bunun yanında; giderek tırmanan İran-ABD/İsrail krizi, İsrail-Suriye krizi, Lübnan iç siyasetinde beklenen kriz, ABD/İngiltere ve İsrail'in yeni dizaynı çerçevesindeki son gelişmeler, bölgesel düzeyde çok ciddi bir gerilimin yaklaşmakta olduğunu, siyasi müdahalelerin yanında askeri operasyonların ve suikast planların yapıldığını görmek zorundayız.

Lübnan'a Türk askeri gönderilmesi yönünde çalışanların, her ne kadar vizyonlarına toz kondurmasalar da, bu gerçekleri kavradıklarını pek sanmıyoruz. Çünkü bugüne kadar kavramadıklarını defalarca gördük. Hesaplarının büyük çoğunluğu yanlış çıktı. Lübnan'da yaşanan savaşın ABD/İsrail ile İran/Suriye arasında yaşandığını ve bu savaşın asıl bundan sonra başlayacağını görmüyorlar. Ateşkes sürecinin Güney Lübnan'daki krizi, Suriye-Lübnan sınırına taşıyacağını, Lübnan-Suriye sınırının yeni kriz hattı olarak öne çıktığını görmek istemiyorlar.

Lübnan'daki savaş yeniden başlayacak ama özellikle bir kısmı İsrail işgali altında olan Golan'a sıçrayacak. Uluslararası Güç, Hizbullah'ı hareket edemez hale getirirken ABD ve İsrail Suriye sınırına yoğunlaşacak. Beyrut'ta siyasi kriz başlayacak. Etnik ve dini gruplar birbirine düşebilir. Fuad Sinyora hükümeti devrilebilir. Ve en tehlikeli ihtimal: Refik Hariri suikasti'ne benzer yeni bir suikastle karşı karşıya kalabiliriz. Eğer gerçekleşirse, bu bölgede hiç bir ülke güvende olmayacak.»

31 Ağustosta ise ; «Siyasi suikastler cenneti!» başlığı altında şu ifadeleri kullandım : «Hariri suikasti, sürprizlerin ilkiydi. İkincisi Suriye ordusunun Lübnan'dan çıkarılması oldu. Üçüncüsü, Sedir devrimi denemesi oldu. Dördüncüsü İsrail saldırıları oldu. Beşincisi ise «uluslararası gücün » Lübnan'a yerleştirilmesi kararı. Bundan sonarki sürprizlerin neler olacağı aşağı yukarı belli. Hepsi, barışa değil, iç çatışmaya ve bölgesel krize yönelik olacak.

Lübnan tarihi bir çeşit siyasi suikastler tarihi. 1977'de Dürzi lider Kemal Canbolat, 1982'de Hristiyan Devlet Başkanı Beşir Cemayel, 1987'de Devlet Başkanı Reşit Kerimi, 1989'da Suriye destekli Maruni Devlet Başkanı Rene Muavid, 1992'de Hizbullah lideri Abbas Musavi ve son olarak 14 Şubat 2005'te eski Başbakan Refik Hariri. Devamında kimler olacak? Uluslararası güç formülü tutmazsa, benzer suikastler görebileceğiz. Hem Lübnan'da iç çatışma çıkarmaya hem de Suriye üzerine yürümeye elverişli suikastler…

Lübnan siyasi olarak bitti. Bağmısızlığını uluslararası güce devretti. Her ülkenin özel hedefleri var. Fuad Sinyora hükümeti devrilince yenisini kurmak neredeyse imkansız hale gelecek. Burası artık bir garnizon ülke, bir askeri üs. 1980'lerdekine benzer iç savaşa sürüklenecek. Ama bu sefer Suriyeli bir savaş olacağı kesin. Son suikastin, İran-Suriye-Irak yönetimi arasındaki yakınlaşmayla aynı döneme denk gelmesi dikkat çekici. Din, mezhep ve etnik farklılıklar üzerinden bir iç savaş ve bu savaş üzerinden de bölgesel müdahale senaryolarının gerçekleştirilmesi. Ne kolay, değil mi? Lübnan'a Türk askeri tartışmalarına katılanlar nedense bunları görmemeyi tercih etti. Amcası Beşir Cemayel 1982'de öldürülünce Falanjistler Sabra ve Şatilla'daki o korkunç katliamı yapmışlardı. Bakalım bu suikastin bedeli ne olacak? Ancak, bunun son suikast olmayacağı, siyasi kriz ve iç savaşa ayarlı cinayetlere daha çok kurban verileceği ortada.

Bize suikastlerin izini sürmek kalıyor. Çünkü bu iz, Afganistan'dan Lübnan'a uzanan krizler coğrafyasındaki gizli ve kirli hedeflerin haritasını sunuyor. 23.11.2006/YeniŞafak

 

 

 

 

 

 

 

Giriş | Yeni Sayfa 233

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 01/12/06 13/01/09