Giriş GÜNCEL YAZARLAR Resim-Karikatür Büyük Doğu Arşivi

BAŞYAZI

KİTAP ELEŞTİRİLERİ

KÖŞE YAZILARI

SİYASET

BASINDA GEZİNİRKEN

TARİH

SANAT

FIKIH

BİZE ULAŞIN

 

 - İNCELEME-


İMAM-I GAZALÎ ve KOZALİTE PRENSİBİNİN TENKİDİ
Julius R.WEİNBERG’den
Türkçesi:Ali BİRADEROĞLU

Doğu-İslâm dünyasının Müslüman filozofları sürekli olarak Ehl-i sünnet Müslümanlarının muhalefetine maruz kaldılar.Belki de bu muhalefetin en itibar olunur doruk noktası Ebu Hamid El Gazalî’nin (1058-1111) felsefeye hücumlarında görülmüştür.Bu hücumun mahiyet ve maksadı Gazalî’nin (entelektüel) hayatının bir muhasebesi olan “Dalâletten Hidayete” isimli eserinde açıklanmıştır.İmam-ı Gazalî Ehl-i sünnet akidesi uğruna filozofların doktirinlerini ve birçok felsefî bilimleri (Mantık,metafizik v.b.) iyice öğrenerek yola çıktı.O,eleştirmek ve çürütmek için filozofların üç noktadaki görüşlerini seçip ayırdı:Kıyamette bedenle birlikte dirilmenin inkârı,Allah’ın cüzleri bilebileceğinin inkârı (Allah’ın bilgisi sadece tümelleri ihata eder düşüncesi.) ve dünyanın ezeliliğinin ve ebediliğinin tasdiki...Gazalî aynı zamanda İslâm içindeki bazı dinî mezheplerin eleştirisi ile uğraşmışsa da bunun felsefe ile olan ilgisi azdır.
O, “Dalâletten Hidayete” isimli eserinde doktrinleri eleştirebilmek için ilk olarak,onların kusursuz bir biçimde açıklanmaları gerektiğini söyledi.Bu düşüncenin pratikteki örneğini veren,içinde geniş çapta İbn-i Sina’nın görüşleri olan “Filozofların Tezler”ini yazdı.Bu eserini “Tehafüt’ül felasife” takib etti.
Tezler,Latince’ye (Dominic Gundisalvi) tarafından 12.Asırda tercüme edildiği için 13.Asır iskolastiklerince biliniyordu.Buna rağmen her nasılsa “Tehafüt” 1328 yılına kadar Latince’ye çevrilmedi.(Gundisalvi) tercümesinden eserin eski baskısının önsözü çıkarıldı.(Önsöz eserin yazarının karakterini ve önceki durumunu masumiyetle açıklıyordu.) 13.Asır iskolastikleri Gazalî’nin gerçekte felsefenin düşmanı olduğunu anlamadan,onu sadece “filozoflar”dan biri olarak okudular.
İmam-ı Gazalî tarafından felsefeye karşı yöneltilen bu eleştiri çok dikkate şâyân bir çalışmadır.Bu eleştirinin ilk modern öğrencileri;Gazalî’nin (Kozalite)yi eleştirisi ile,Fransız (Okkasiyonalistler)i ve (Hume)un eleştirileri arasındaki benzerliğin farkına varıp kabul ettiler.Aynı zamanda onun çalışmaları pek çok diğer felsefî doktrinlerin keskin ve ince eleştirileri ile doludur.Bunlar arasında imkân (potencialıty) ve gerçeklik (actualıty) doktrini,tümeller doktrini (real universal) ve benzerleri devam edip gitmektedir.Ben kendi çalışmalarımı Gazalî’nin (kozalite) prensibi üzerindeki hücumlarının değerine hasredeceğim ki;bu hücumlar bir eleştirici olarak Gazalî’nin keskin zekâsını en parlak biçimde ortaya koyan örneklerdir.
Gazalî Allah’ın “gerçek sebeb” olduğunu ileri sürdü.Ona göre,Allah’ın direkt aksiyonuna (işlerini idare etmeye);eşya arasındaki görülür,algılanır,delillendirilir nedensellik bağlarından çok, İlâhî Zat hakimdir.
Diğer taraftan filozofların temel doktrinlerinden biri de;zorunlu kozalite bağlarının evrenin her yerinde geçerli olduğudur.Biz İbn-i Sina’nın nedensellik bağını zorunlu telakki ettiğini unutmamalıyız.Gazalî,filozofların bu konudaki kanıtlarının yetersiz olduğunu göstermeye girişir.Filozoflar (özellikle Farabi ve İbn-i Sina) sebeb-sonuç arasındaki bağın mantıksal bir zorunluluk olduğunu ileri sürdüler.Başka bir deyişle,uygun bir sonucu olmadan sebebin varoluşu imkansızdır.İslam dininin menfaati için bu usa vurma (akıl yürütme) reddedilmeliydi.Çünkü bu mantık süreci yanlış olmadıkça mucizeler imkansızdı.Oysa mucize, genel tabiat kanunlarının ilahî bir biçimde kesintiye uğramasından ibaretti.
(Kozalite) prensibinin eleştiri gayesine hizmet eden birçok kanıtlar vardır.Bunlardan birincisi mantıksal kanıttır.Çelişme,aynı şeyin kabul veya reddinin aynı anda geçerli olduğunun tasdikinden ibarettir.Ve bütün çelişmeler eninde sonunda döner dolaşır kendi kendileriyle çelişkili önermelerin doğrulanmasına varırlar.Madem ki zorunluluk çelişmelerin reddidir,bu durumda bütün zorunluluk mantıksal zorunluluğa indirgenir.Eğer biz bu anlayışla (kausal) bağa müracaat edersek aşağıdaki sonucu elde ederiz: “Bize göre sebep ve sonuç arasında var olduğuna inanılan bağ, zorunlu bir bağ değildir.İki şeyden her biri kendi bireyselliğine sahiptir,diğerinin bireyselliğine değil...Bir şeyin tasdiki,inkârı,varoluşu veya olmayışı,baka bir şeyin ne tasdiki,ne inkarı,ne varoluşu,ne de olmayışına delalet eder.” Bu düşünce biçimine karşı oluş teşebbüsleri,nedensellik bağının zorunlu olduğu gösterilerek savunuldu.(Çelişme belli bir olayın nedensel olarak başka bir olaya bağlı olması değildir.) Nedensellik,sözü geçen olayın tasvirinin içinde kavramsal olarak bulunmasına dayanıyor.
Nedensellik bağının deneysel ispat iddiasına cevap teşkil eden deneysel kanıtlar da vardır.Filozoflar nedensellik bağını göstermek için gözleme başvururlar.Örnek olarak pamuk parçası ile alev arasındaki bağıntı bize,pamuğun yandığı fikrini verir.Fakat (Gözlem sadece zamandaşlığı ispat eder,nedenselliği değil.) gerçekte Allah’tan başka neden yoktur.”Çelişkiler”in bazı pasajları nedensellik inancının alışkanlık sonucu olduğunu ileri sürer gibi görünür.
Gazalî’nin eleştirileri şüphesiz İslâm-Doğu dünyasında felsefî (spekülasyon)un gerilemesinin sebeplerinden biridir.O, “İhya-u Ulûmiddîn” sayesinde büyük bir şöhret elde etti.Gazalî felsefeyi fedâ etme pahasına tasavvufu ve ehl-i sünneti savundu,teşvik etti.

(A short hıstory of Medieval Philosophy) isimli eserin ikinci baskısından tercüme edilmiştir.

(Rapor13-Aralık-1980-Sh-91-94/Büyük Doğu Yayınları)
 

 

 

 

 

 

Giriş | Yeni Sayfa 246

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 12/05/07 13/01/09