Giriş GÜNCEL YAZARLAR Resim-Karikatür Büyük Doğu Arşivi

BAŞYAZI

KİTAP ELEŞTİRİLERİ

KÖŞE YAZILARI

SİYASET

BASINDA GEZİNİRKEN

TARİH

SANAT

FIKIH

BİZE ULAŞIN

HALK İSTEMEZ, HALKA İSTETİLİR!/
Şeyma KISAKÜREK SÖNMEZOCAK


“ - Göreceksin, diyor; fikri idam edeceğim! Sadece resim ve göze hitap! Yazıya göre resim değil, resime göre yazı …
Yâhu! Gazete fikir demektir. Hadise ve ona bağlı fikir, kıymet hükmü … Bu ihtiyacın âletidir gazete ... Fikri idam edeceğim iddiası, gazete için portakalın suyunu çekip posasını satmaya kalkışmak kadar gülünç olmaz mı?
Misali tersinden koyuyorsun!.. Halk portakalın suyunu ister, posasını değil ... Halbuki geleceğin gazeteciliğinde asıl posa fikirdir; portakal suyu da hadiselerin dış yüzü ve göze hitap eden şeyler ...
İyi ama o zaman gazete meydana gelmez ki ... Gazete ismi altında o ismin hakikatine aykırı, manzara resmi, şehvet albümü gibi bir şey vücut bulmuş olur. Buna hakkın var mı?
Dâvâ, satmakta, halkın istediğini yapabilmekte ...
İrade halkın değil, Hakkındır. Halk istemez, halka istetilir. Sen ona evvelâ istemeyi, isteyeceği şeyi öğret ve ondan sonra halkın istediğine uymak yolunu tut! ”
Bu yazıyı Üstad Necip Fazıl’ın ilk defa 1975 yılında basılan, ve günümüze kadar 11. basımı yapılan BÂBIÂLİ adlı kitabının “Gazete” başlıklı yazısından aldım. Yazının eserdeki orijinal halinde bu konuşmanın taraflarından biri ismiyle verilmiştir, bu bilgi de bizi; günümüzde hâlâ gazetecilik camiâsında tanınan bir şahsiyete götürüyor. Ben burada vermeyeceğim, ismi ve devâmını merak edenler için belirttim.
Bu yazı, gazetecilik mevzuunda olsa da “Halk istemez, halka istetilir. Sen ona evvelâ istemeyi, isteyeceği şeyi öğret ve ondan sonra halkın istediğine uymak yolunu tut!” cümlesi günümüz hayatında, edebiyat, san’at, müzik, fikir hayatı hatta ve hatta televizyon dünyası için geçerli değil mi?
Çağdaş Türk Edebiyâtı başlığı altında abuk sabuk kitaplar çıkartılıp, içinde Türk örf ve âdetlerinde söylemenin ayıp karşılandığı cümleler kullanılıp Türk Müziği başlığı altında halkın önüne sunup, ciddi kurgusal çalışmalar yapıp; “Bunlar hayatın gerçekleri” diye abuk sabuk programları televizyonlara verip, arkasından da bunları eleştirenlere “Halk bunları istiyor” bahanesiyle rant sağlamaya çalışanlar için bu cümle, bazen bir tokatın insanı kendine getirme yolunda sağladığı başarıyı sağlar herhalde!
Ben edebiyât konusuyla, hem aile hayatım olarak hem de öğretim hayatım olarak daha yakından ilgiliyim. Ama bu ülkede yaşayan biri olarak yaşadığım hayatın, ya da “bana yaşatılmaya çalışılan hayat” ın elbette farkında olan bir insanım. Kitap almak için bir kitabevine girdiğinizde “Çağdaş Klâsik Türk Edebiyâtı” başlığını görünce hayrete düşmemek elde mi? Bu başlık altında satılan kitapların yazarları, mankenler, dizi oyuncuları olursa bu edebiyât çağdaş mı, klâsik mi? Ya da burada bir edebiyat var mı?
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın söylediği “300 yıllık edebiyâtımız var, ama edebiyâtımız yok!” cümlesi zaten herşeyi ifade etmiyor mu?
Ya da Necip Fazıl’ın dilimiz için söylediği “ Arab ve Fars kelimelerinin kış kış koğulmasına karşılık, Garb kelimelerinin bili bili çağırılması ve ruhumuzu didik didik gagalaması.”
Edebiyâtla yakından uzaktan alâkaları olmayan insanların çıkarttığı kitaplarda kullanılan dille ruhumuz da gagalanır, edebiyâtımızda yok olur.
Halk bunları istemezken, halka bunları istetirken, nerede edebiyât, nerede müzik, nerede fikir hayatı?
Ben şundan eminim ki; Türk insanı kendi kültürüne, geleneklerine, saygısına, ahlâkına önem verir. Ben eminim ki, hiçbir insan müzik adı altında hiçkimseye beddua etmez!!
Ben halktan biri olarak bunları işitmek zorunda kalmak istemiyorum!
Ben, yuva yıkıp “aşk” bahanesine sığınan ahlaksızlığı kabul etmiyorum! Ben, daha kendi edebiyâtını bilmeyenlerin yazdıkları kitapları okumak istemiyorum! Ben,günün her saati kullanılan “eşya”, “köfte” kelimelerinin nereden geldiğini bilmeyenlerin, Arapça ve Farsça kelimeleri dilden çıkartmaya çalışmalarını istemiyorum! Ben, en ince duyguların en zarif kelimelerle anlatıldığı müzikler dinlemek istiyorum.
Orada bir yerlerde benim gibi düşünenlerin olduğundan eminim!
Tek gereken; edebiyâtımızı bize unutturmaya çalışanların karşısına geçip, ayakta durabilmek! Bunun için de öğrenmek! Zerafetimizle, ahlakımızla, saygımızla, hoşgörümüzle, bize verilenlere boyun eğmek değil, istemek zorunda kalmak değil. Hiçbirisini istememek! O müzikleri dinlememek! Bizim kültürümüzü yok etmeye çalışanların rant sağlamalarına engel olmak!! 70 milyondan bahsedilen bir ülkede bir kişinin bile ne kadar önemli olduğunu farkına varmak! Yeter ki bir yerden başlansın! Nereden mi? Okumaktan! Oku! Oku! Oku!




seyma@buyukdogu.com.tr

 

 

 

 

 

 

 

Giriş | Yeni Sayfa 248

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 19/05/07 13/01/09