Giriş GÜNCEL YAZARLAR Resim-Karikatür Büyük Doğu Arşivi

BAŞYAZI

KİTAP ELEŞTİRİLERİ

KÖŞE YAZILARI

SİYASET

BASINDA GEZİNİRKEN

TARİH

SANAT

FIKIH

BİZE ULAŞIN

 ANNE MÜSTEZATI
                           Mustafa ÖZER


haz içinde boğazda dinlenen yaz
kulağıma ninniler fısıldıyordu
koyda kuğular gibi anne nezaketini
kuruyan dilim kıskanıyordu

haz içinde boğazda eğlenen yaz
sarmaş dolaş ebabil kuşlarının
bumerang dönüşlerinde köpüren
ifadesi ruhuma dokunuşlarının

haz içinde boğazda demlenen yaz
annemin irtihaline mehazdı sanki
bir yanda hanımeli kokuları az biraz
öte yanda lacivert akan gökyüzü

hiçbir güzel şey ve hatta güzellik
sonsuz değil biliyorum
net olan nesneler değil hatta gündelik
geçen zaman benim ömrüm gibi

annemdi güzelliğin güneşi
ayı aydın kılan gözleriydi
yelkeni boş sefineye
kutup yıldızıydı gözleri

ellerin hatırımda ellerin cevizil
ellerinde ben ellerinde çil
sen bana bencil ben sana
hatıralarım taptaze ....

II

üşüyor gibi duran o burun sende güzel
açınca var susunca duvar olan dudaklar
zeytinyağında yüzer gibi gözlerin zeytuni
boyuna yetişmek için zıpladığım demler

andıkça yanan içim yaşaran gözüm
ne sana söyleyebildi sırrını ne de sözüm
dudağımı geçebildi mutluluk nağmeleri
ah andıkça yanan yüreğim

çünkü senin ruhunu aklımda tutuyor
aklını kalbimde saklıyorum anne
gözyaşımda nemlenen kelimeleri gözümde kurutuyor
sana herkesi yasaklıyorum anne

III

amcamlarla duru akmazdı suyun
bilirim babamın hicranı oydu
ve senin sevdanda büyüyen bedenlerimiz
evin odu elin umuduydu

sık gelirdi dayım sonra dedem
nereden nereye geldik elalemden
nelerden geçtik iğne deliğinden geçen develerle
koca gediklere sığmayan dedemle

seninle sürüyor o bitmez süreç
sen yine de gül de geç
canlar göçer mezar denen aleme
ruhları bakidir ikameti sulbünde

ey güzelin rahmeti sevgilerin rahmanı
senden gelen her canlı duyarak hicranını
kucaklayıp selamı kelamına dönermiş
çiçeklerin ardına saklanarak

bir özel koku beni neşelendirir
burun değil annem beni şenlendirir
o gelirken merhametinde
en güzel kokuları getirir

IV

hep ben dedim durdum bahsi döndürüp
seni anmaktı maksat bahri döndürüp
gele gör ne senden ne benden açıldı söz
onun bahsi geldi yine dehri döndürüp

seni sevdim öğretmenim sevmeyi sen öğrettin
sende olanı sundun bende olanı öğrettin
sen verdin ben aldım içim bunalmadı
herkes yalnız kalsa da yalnızın tek kalmadı

konuk olduğun odada kurduğun devlet
çocuk varsa yokluk yok diyen zerafet
dile gelen ele gelir birgün elbet
söylenen sır sürüyor şimdi







Gül ve Çakıltaşı (Çanakkale Şehitlerine)

                          Mustafa ÖZER

çakıltaşının macerasını karıncaya sorsana
kapıları gözaltına alan yüreğin hicranını
şehit yetimlerinden dinlesene
pencerelere yansıyan yağmur damlalarını
gözyaşıyla yıkanarak bencilleşen deryasını
cephelerden şarapnel gibi toplasana
gel de bilme gül de görme diyorlar
aklımı sıkıştırıp bir fötr şapkada
Gelibolunun çakıl taşlarında
ruhunu toplasana
şehidin yarasını ayışığı sarar
kanını bayrak sorar
komutanların telaşlarında
şehitler gül gibi kokar

gazete örtülen cephe haberleri
kötü kokar
ben buhur-u Meryem misali dalarım şafaklara
sen serhatında eğerlersin atını
nalbantın hangi kör kurşundur kimbilir
kör kurşunun resmini çeken hangi gazetedir kimbilir

ben bedelini Musa’dan tahsil edenler gibi
ya da topal İngiliz gibi
troya köpeklerine bedel değilim
ve yine ben royalitenin aritmetiğinde boğulmadım
şehadet zor değil
zor olan nedamettir
Ebu Zer şaşkın ben de
gökte saray ne gezer
saray dediğin şehidin kefen bezinde

dimnit üzümleri kara kara dizili
gölgesine bal damlar
Gelibolu bala talip

Musevinin şehveti gibi çil çil
ışıldar damağında tat
yüreği şettat şerefi
kadehi cengiz kristali
kalk emrine kalkar yat emrine yatar
emir komuta zincirleri şıngırdadıkça çingene ziline
oynayan ayılar misali inat da bir murat

bugün efkarlıyım ay çıkmasın
açmasın gül Geliboluda şıkırdamasın çakıl taşları

akla ziyan Trakya kızları
göz süzmesin
bugün efkarlıyım




Noktalama/ Mustafa ÖZER
I
ilgi sökük,bilgi dökük yaşam aptal elinde
görgü çökük iman bölük pörçük aptal elinde
II
bir tapuyla komşuluğu unuttu
her komşuyla mahkemesi umuttu
III
yasa koymaklığın zeminde oynaklığındır
toplumu oynak sayman beninde bunaklığındır

****
ANKARANIN TOZUNA BAK

                     Mustafa ÖZER
kunduran Ulusa basar
topuğunda Taksim tozu
kalbine sor var mı hasar
nankör almaz dilden tuzu

anafartalar her yerde
çarşılaşmış caddelerde
dilencilik dedikse de
saçma denen raddelerde
bakanlıklar bir bilmece
denenecek bakan beye
gönenir mi kimse bilmez
güvenliği bir gülmece

at voltanı geze toza
Kızılayda kıza kıza
erdem bunun neresinde
alo’ları kızdan kıza

Çankayadır soğuk tepe
cumhuriyet sere serpe
sanki bölge metruk şehir
göçten kalan Kocatepe

anıtkabir istiklalin
sembolüdür istikbalin
çalışmadan olur mu hiç
dere tepe tek hilalin
***

DİZGİ
      Mustafa ÖZER

bütün kafirler aynı yazılır
kafir
afir
fir
ir
r
de
desen
veya demesen
her yerde
her zaman
her insan
kafiri aynı yazar
hatta aynadan yansır gibi
her kafir kötü bir mukallittir
taklit ettiğinden aşağı
tabiatın aşığı gibi olsa da
ya da kendinin uşağı gibi
ışığı olmayan köstebek gözlerinde kalsa da
bohemini patlatıp duran
o ne kötü mukallittir
bir maymunun ardında
gözü arkada yan yan kaçamak üzre

lord hiç kafir görmemiş olmalı
viski devirip duran
hilebaz bir skoç gibi
her gözün anlayacağı kadar
değişmeyen türün kafir olduğunu
görürdü değişimin ne kadar zor olduğunu
***
TERS GİDEN
              Mustafa ÖZER
ayakların bu yöne
başın tersine gider
ağlarsın güldüğüne
yaşın tersine gider

hep başına buyruksun
burnunun dikine gider
aklından yıldızlar göçer
sen ordaki kuyruksun

***
ORAN
        Mustafa ÖZER
hırsından file binen
karıncaya yem olur


YILAN YEMİ
                 Mustafa ÖZER
hırs u hevesten hased ü fitneden
kurtulmak dilersen Meryeme bak
iftiradan çokca yiyenler için
mar ı mezarda dönüştüğü yeme bak
***
UZAKTA KAL
                  Mustafa ÖZER
hanımeli olsan bahçemde
bahçem tarumar olur
geçme gönül diyarımdan
dilim intizar olur
annem gibi talep etsen dileğimi
istem ahuzar olur
uzakta kal sevgili hem de çok uzakta
girdiğin yer mezar olur
***



FARKINDALIK
                  Mustafa ÖZER
ne hacet güle iftiraya ihtiras için
karanfil kadrini bil aleme gafil olma
ne hacimlerdedir ne ağırlıkta bilgelik
kefaletin sanadır sözüne sen sefil olma
***

KEMALDEN DÖKÜLENLER
                           Mustafa ÖZER
Kemal i afiyettedir hem kemalat içinde kullar
Bize de bu rakının nallarını toplamak düştü

Dönersem kahbeyim diyordu Kemal sıfat ı Celalden
Hiçbir cüret cezp etmezdi onun korkularını

Külhanbeyleri kahbeler deyyuslar pezevenkler
Meslek aşkıyla paylaştı makamları
Müftüye mana toplamak düştü
***

ÇİNGENE
                Mustafa ÖZER
sen bir garip çingenesin
nene gerek gümüş zurna
gökyüzünün konuğu bin gözü hem rozası
katar katar geçen turna
türlü şekil bulutları
teğet geçmek konmak burna
ister gönül gönül kadar
apak olup salsa karna
aldım sözü gelip ona
çal çingenem burma burma
icazından rastına
dura dura gümüş zurna
 

 

 

 

 

 

 

Giriş | Yeni Sayfa 252

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 06/06/07 13/01/09