Giriş GÜNCEL YAZARLAR Resim-Karikatür Büyük Doğu Arşivi

GİRİŞ

KİTAP ELEŞTİRİLERİ

KÖŞE YAZILARI

SİYASET

BASINDAN SEÇMELER

TARİH

SANAT

FIKIH

BİZE ULAŞIN

İFLAS EDEN MUCİZE

 

SON BEŞ YILDA JAPONYA'DA NADİR ÜLKEDE  GERÇEKLEŞEN ÇÖKÜŞ GÖRÜLMÜŞTÜR; YANLIŞ GİDEN NE VAR?

20-25 yıl önce yaptığımız tespit ve öngörüleri te'yid eden bu tercümeyi ilgililerine sunuyoruz.

                                                                                                 Ali BİRADEROĞLU

 

Beş yıl önce bir Japon, son üç on yılı olağanüstü başarılı bir dönem olarak kabul edebilirdi. Ekonomi yılda ortalama %6,5 büyümüş, l980'de Japonya elektronik ve yarı-iletken pazarını egemenliği altına almış ve dünyanın en iyi otomobil üreticisi olduğunu iddia ediyordu. ABD'de Japon Şirketleri Rockefeller iş merkezinden Üniversal Stüdyo'ya kadar her şeyi satın alıyorlardı. Tekrar tekrar bütün ülkelerde özellikle de Birleşik Devletler'de şu soru soruldu: Japon başarısının sırrı nedir?

 Çünkü Japonlar, sanki başka birilerini yöneten ekonomik yasalardan farklı, sadece kendilerine özgü bir sırları varmış gibi görünüyorlardı. Japon toplumu; sıkı çalışma, verimlilik ve birliğin meydana getirdiği bir model olarak görünüyordu. l990 yılının hemen öncesinde Japonlar ve rakipleri onların kendi kendine çalışan sürekli üretim makinesi (perpetual-matıon machıne) icat ettiğine inandılar. Dolayısıyla bu şartlar içinde mucizenin sona ermesi için bir sebep yoktu. M.I.T ekonomisti Lester THUROW 21. yüzyılın Japon çağı olacağını ileri sürdü. Sony'nin kurucularından Akis MORİTA ve milliyetçi Shintalo MORİTO'nun; Japonya’nın teknolojinin gerilemez lideri olduğunu ve bu yüzden de onun olağanüstü ekonomik ve sosyal sistemine minnettar olduklarını ifade eden kitapları bestseller oldular.

Şimdi ise sene l996; Japon sırrının reçetesi artık işlemiyor. Ne onun ekonomisi, ne de toplumu, dertlerden payına düşenden memnun değil. Başkan Clinton bu hafta Tokyo'ya vardığında; beş yıldır ekonomik sıkıntı içinde olan bir ülke, önceden tahmin edilemeyen bir gerginlik yaşayan bir toplum ve kırılan bir politik sistem bulacak. Son dönemde on bin yetişkini kapsayan bir araştırmada, Japonlar›n % 54'ü her şeyin daha kötüye gittiğini hissettiklerini söylüyorlar. Yüz yüze gelinen bu sıkıntı, onun savaş sonrası tarihinin çok önemli bir meselesidir. Bu gidiş sadece kendi halkı için değil, fakat aynı zamanda ticari, diplomatik ve askeri partneri olan ABD için de esaslı bir öneme sahiptir.

Son dört yıldaki gerileme İkinci Dünya Savaşı'ndan beri görülenlerin en kötüsüdür. l988'den l99l yılına kadar ulus; yeni fabrikalara yapılan büyük yatırımlarla "köpüren" ekonomiden, gayrı menkul alımlarından ve hem yurt içinde  hem de yurt dışındaki dürüst davranış tipinden çok hoşnuttu. Sadme çok acımasız geldi. l992-l995 yılları arasında GSMH ( gayri safi milli hasıla) yılda ancak ortalama %0,6 arttı. l990'nın ilk yıllarında emlak değerleri % 50 düştü. Yaratılan borç l trilyon dolara ulaştı. l990'dan l994'e kadar endüstriyel devler, örnek olarak NİSSAN bazı fabrikalarını kapattı ve hemen hemen üretimini % 22 düşürdü.

Her yıl ekonomistler Japon talihinin yeniden geri döneceğini boşuna beklediler. şimdi tekrar bazı ilerleme emareleri olduğu söylenebilir. Son yıl ekonomi sadece % 0,9'luk küçük bir büyüme gösterdi; sermaye piyasası yükseliyor, buna rağmen hala O, l989'daki yüksekliğinin yarısında; Dolar Yen'e karşı değer kazanıyor, Japon dış-satımı çok para getiriyor. Bütün bunlara rağmen; iyileşme emareleri de nihayet çok karışık. Japon ekonomistlerinin önde gelenlerinden biri olan Mıtsubıshı Araştırma Enstitüsü'nden Jansen TAKAHASHİ'nin düşünceleri şöyle: O, kalan on yılda yönetimin ön gördüğü gibi % l,75' lik bir kalkınma hızının gerçekleşebileceğine inanmıyor. Fakat bu gerçekleştirilse dahi on yılda ortalama büyüme yine %l,5 olacak. "Biz bir yol ayrımındayız" diyor TAKAHASHİ " Eğer biz yeniden bir reform yaparsak Amerikan ekonomisinde olduğu gibi kötü gidişi durdurabiliriz. Fakat eğer bunu yapmazsak İngiliz rotasına göre gidebiliriz ki, ben bunu (hasta bir durum) diye niteliyorum."

Bazı iyileşme işaretlerine rağmen geçmiş bir kaç yılın yaraları duruyor. Pek çok şirket, ikramiyeleri, mesai ödemelerini kesti ve maaşları dondurdu, diğer işçi lehine olan bazı ödemeleri kesti. Üniversite mezunları, özellikle kadınlar; " istihdamın buzul çağı" gibi bir niteleme ile Yüz yüze geliyorlar. l99l yılında gayrı-menkul piyasasının en üst noktasında ev sahibi olanlar şimdi apartmanlarının veya evlerinin taksitlerini öderken şaşırıp kalmaktadırlar. İki çocuk annesi olup tamgün (fultıme) çalışan bir hemşire olan Midori SUZUKİ " benim gibi çalışan insanlar için, hayat gittikçe daha da zorlaşıyor. Yaşantımı devam ettirebilmem için çok daha fazla çalışmam gerekiyor" diyor.

Japonya'da bazı bakımlardan ABD'ni hatırlatan paradokslardan biri de; bazı şirketlerin iyi durumda olmasına rağmen, işçilerin durumunun iyi olmamasıdır. Binlerce endüstriyel iş "içinin oyulup boşalması" şeklinde tercüme edebileceğimiz “k u- d k a”  sebebiyle kaybedildi. Sony ve Toyota gibi devler; Çin, Güney Asya, Avrupa ve ABD'ne yatırım yaptılar fakat Japonya'ya yapmadılar. Örnek olarak genellikle Japon ithalatının iki buçuk katı televizyon ihraç edildi. Fakat bunların hepsi Malezya veya Tayland gibi yerlerde Japonların sahibi olduğu fabrikalarda monte edildi. Toyota l998 yılında otomobillerinin %65'nin Japonya dışında üretilerek satılacağını tahmin ediyor.

77 yaşındaki Ichıro OTAKE Japonya'da olanlara güçlükle inanabiliyor. O İkinci Dünya Savaşı'nda imparatorluk ordusunda çarpıştı ve dönüşünde Tokyo'nun kuzeyinde dört saatlik bir mesafede olan Soma'da gazete dağıtma işine başladı. O, l980 yılında emekli olarak; deniz kıyısında hoş bir şehir olan Iwaki'nin küçük elektronik fabrikasının verdiği telaş içinde küçük emekli maaşı ile rahat bir hayat yaşıyordu.

Otake ve eşi Mitsuko evlerinde günde bir kaç saat çalışarak CD'lerin küçük parçalarını monte edip ekstradan ayda 900$ kazanıyorlardı.

Bugün onların kullandığı küçük el presi şehirdeki pek çok fabrika gibi boş duruyor. İş Çin'e taşındı ve Otake başka ekstra para kazanmanın yollarını aramaya başladı, o şöyle diyor: "Son sıralarda seçim vardı. İlk defa ben ve yanılgıdan kurtulan arkadaşlarım rey kullanmadık. Bizim liderimiz yok. Japonya yolunu kaybetti. Fazla bir ümidim yok."

Amerikalılar bu çeşit konuları radyo-konuşma showlarında daima dile getirirler, fakat Japonya'da çöküş korkusu pek yazılıp söylenmez. Ezra VOGEL l979 yılında yazdığı kitabının ismi ile alkışlarla ilan etti ki "BİR NUMARA OLARAK JAPONYA: AMERİKA İÇİN DERSLER", hala pek çok Japon firması kendilerinin muhteşem yarışmacılar olduğuna inanırlar. Fakat VOGEL dahi Toyota gibi çok kuvvetli bir şirketin artık bütün Japonya'nın aynası olamayacağına işaret ederek, "Bugün bir sıkıntı var, işlerin iyi gitmediği hakkında gizli bir itiraf var" diyerek ekliyor, "pek çok temel problem var: İnsanların işlerini kaybetmeleri ve ABD'nin yüksek teknolojisini geçmelerinin düşündükleri kadar kolay olmadığını idrak etmeleri gibi. Bu sorunların kolay çözümü yok, çünkü geçmişteki sorunlara benzemiyor bunlar ve uzlaşılmış bir tepki modeli de yok."

Mıtsubishi ekonomistlerinden TAKAHASHİ, şu anda Japonya'daki işsizliğin savaş sonrasındaki %3,4'ünün iki katı olduğunu ve  l6-24 yaşları arasında %6,5 olduğuna inanıyor. Bu rakamlar eğer ABD'ndeki %5,5 veya Fransa'daki %l2 işsizlik oranı ile mukayese edilirse kötü gibi görünmeyebilir. Fakat ömür boyu iş garantisine alışmış Japonlar, bu orandaki bir işsizlik bile şoke ediyor. Japonların o meşhur ömür boyu istihdam programları işgücünün sadece %20'sini kapsıyor ki bu yeterince şanslı insanlar da çok güçlü firmalarda çalışıyor. Gerçekte bu firmalar da gayet ince yöntemlerle personelini azaltıyor: Yeni ücretleri düşürerek; part-tıme çalışan işçileri çıkararak veya işten ç›karmaları anlaşmalarla zorunlu hale getirerek...

Ömür boyu istihdam şansından yararlanamayan işçilerin %80'i, Japon yöneticilerinin; Japonların bir zamanlar alaya aldıkları "Anglo-Sakson iş-dünyasının" kanunları gibi acımasız davranışlarına muhatap olabiliyorlar. Herhangi bir kişiyi sebepsiz ve tazminatsız olarak işten atmak yasal değildir. Fakat işinden k o t a   t a t a- ki  denilen yöntemi deneyerek veya ince desiselerle, işçinin gönüllü(!) olarak işi bırakmasını sağlıyor. Küçük düşürülme; maaş kesimi biçiminde, saçma bir tayin veya bıktırmanın başka tipleri şeklinde ortaya çıkabilir. Geçmiş on yıl içinde ortaya çıkan pek çok psikiyatri kliniği on katı artan işsizlere yardımcı olmaya çalışıyor. Pek çok insan bu durumu ailesine söyleme utancı ile yüz yüze gelemez ve onların ofis dışında nadiren samimi arkadaşları vardır. bu konularda uzman olan Tokyo'lu psikiyatrist Toru SEKİYA sürekli olarak çalışıyor."Olan şeyler müthiştir" diyor ve ekliyor: "Şirketler sadece yaşlı işçileri değil, yetenekli, çalışkan ve genç işçileri de işten atıyor. Bu genç insanların kariyerini mahvetmek gibi bir şey..."

Eğer Japonların geleneksel samimi dayanışma ve mükemmel toplum düzeni anlayışları zarar görmemiş olsa, işyerlerindeki kriz kolayca kabul edilebilir. Fakat aynı karışıklık okullarda ve ailelerde de var. Japon resmi okulları halen okur-yazar ve hesap yapan insanlar mezun ediyor. Son günlerde yapılan bir araştırmaya göre ebeveynlerin  %64'ü öğretmenlere itimat etmiyor ve %67'si de çocuklarının aldığı eğitimden mutlu değil. Daha kötü duruma gidişin bir sebebi de okullarda zorbalık problemi. Bu yüzden Mayıs l994 'ten beri en az öğrenciler arasında 20 intihar olayı yaşandı. Problem kolay çözümden kaçar, fakat pek çok uzman problemin temelinde resmi okullarda okul çantaları ve kalem gibi eşyalarda tam eşitlik talebi olduğunu düşünüyor. Sıranın dışına çıkan çocuklar sadece öğrencilerin değil aynı zaman da öğretmenlerin de acımasız, çetin karşı koyuşları ile yüz yüze gelirler.

Ana babaları sukutu hayale uğratan çok kuvvetli bir gösterge de; resmi okullardaki ilkokuldan yüksek okula kadar devam eden yoğun yarıştır. Başarının bir anahtarı da J u k i 'dir. Öğle ve hafta sonları sınavla girilen okullara girme çağına gelmiş çocukları sınava hazırlama kurslarıdır. Yaklaşık ortaokul öğrencilerinin %60'ı onların ana-babalarına ayda 400$' a mal olan Juki kurslarına devam ederler. Burada genellikle resmi okullardaki müfredatlar öğretilir ve çok sıkı bir program içinde oyuna ayıracakları zaman kalmaz.

Akiko TSUTSUİ l5 yaşındadır.  l5.30'da okuldan çıkar, doğru eve gider, hafif yemeğini yer ve ev ödevlerini yapar. Haftada üç öğleden sonra  l6.45'de çıkar ve l7.l0'dan  22.00'e kadar devam eden Juki derslerine katılır. Hemen hemen Akiko sadece derslerdeki açıklamaları dinleyerek test sorularına nasıl cevap vereceğini öğrenmeye çalışacak, o bazan pazar, bütün gün ekstra yardım için bazı derslere de katılır. Bütün bu çalışmalar mahalli özel okullara alınmak için Akiko'nun şansını yükseltirken Üniversiteye kabulünü de garantilemeye yardımcı olacak.

Japonya'da yarış çok şiddetli olmuş ve okul her zaman; topluma adaptasyon ve kuvvetli bir biçimde tayin edilmiş mutat hareketlerin öğrenilmesini istemiştir. Fakat sistem en sonuna gelmiş dayanmış ve çürüme durumu ortaya çıkmıştır. Okullardan ve yetiştirme kurslarından çocuklar sadece ızdırap duymakla kalmıyor aynı zamanda istenilenler de öğrenilmiyor. Ana muhalefet partisi lideri Ichıro OZAWA'ya göre Japonların muhatap oldukları güçlüklerin can evinde, çocukları sadece ezberlemeye ve matematik problemlerini çözmeye zorlayan eğitim sistemi bulunmaktadır. Eğer Japonların itaat eden, söz dinleyen kişiliksiz işçilerden başka bir şeye ihtiyaçları yoksa bu eğitim sistemi yeterli olabilir. Fakat bu tarz Japon geleceği için doğru bir eğitim sistemi değildir." diyor ve OZAWA devam ediyor: "Yaratıcılık ve demokratik tavır olmadığı için Japonlar kendilerine güvenlerini ve bireyselliklerini kaybettiler."

Yeni ortaya çıkan acayip bir fenomen de bayağı t e r e k u r a  veya telefon seks klüpleridir. Bu kurumlar genç Japonların yaşantılarının bozulmasını yansıtır. Büyük şehirlerde çok sayıdaki üniversiteli kızlar - l994 yılında öğretmenlerin ve ana-babaların Milli Kongresi tarafından yapılan çalışmaya göre %27- arasıra bu servislerde ve bazı bilinmeyen yerlerde fahişe olarak çalışıyorlar. Masum okul kızı tipleri bir gecelik seks için l.000 $ kazanabiliyor.

Bunlar iyi okulların orta sınıftan kızlarıdır. Pek çoğu para için yapar bu işi. O parayı da kendilerine pahalı elbiseler almak için kullanırlar. Fakat genç kadınların problemleri konusunda uzman olan psikiyatrist Rika KAYAMA'ya göre ise üniversiteli kızların tanımadıkları insanlarla birlikte olmaya istekli olmalarının sebebi, seksüel heyecan içindir. "Bu işi vakit öldürmek için yapıyorum" diyor biri ve ekliyor "   çünkü arkadaşım istedi yapmamı. Bunları söyleyen henüz l8 yaşında ve Tokyo'daki Hıristiyan lisesinden henüz mezun olmuş ve yaptığı için saatine l6 $ alıyor. Bazı zamanlar yapılan iş hoş değil. Çünkü " yaşlı adamlar bana acı verecek bir biçimde konuşmamı isterler, çünkü onlar bunun için para veriyorlar."

Japon kadınlarının bağımsızlığı ve bu durumdan memnuniyetleri son on yıllarda büyük çapta arttı. Fakat bu durum kendine özgü problemlerini de beraberinde getirdi. Japon erkekleri kadınlarından beklentileri farklı olduğu için bu duruma adapte olamadılar. Kocalar ailevi görevlerini nadiren yerine getiriyorlar ve karılarını terk ediyorlar. İşbölümünü kabulden çok, bazı kadınlar çocuksuzluğu ve serbestliği tercih ediyorlar. Bunun sonucu olarak Japonya'da kadınlar diğer ülkelerden daha geç evlenirler ve daha az çocuk doğururlar.

Birleşik Devletler'le yapılan sakin bir mukayese, Japonya'da sosyal kötülüklerin çok şiddetli olduğunu gösterir. Cinayet korkusundan dolayı, Anfetaminler ve marijuana kullanımı artıyor. Geçmişte sadece mafyanın üyeleri ( Y a k u z u ) silah taşırlar ve sadece diğer  y a k u z u’ları öldürürlerdi. Fakat son yıllarda bir gruba bağlı olmayan pek çok acımasız silahlı katil ortaya çıktı. Örnek olarak, Tokyo'da süper markette çalışan üç kadın başından vurularak öldürüldü ve daha sonra da soyuldu. Geçen yıl istişare heyeti, Ulusal Polis Teştilatı'na katılan on binlerce polisin alınmasını onayladı. Çünkü Japonya "Batı tipi cinayet toplumu olma yolunda ilerliyor."

Böyle uğursuz zamanlarda, hükümet herkes tarafından sevilmez. Politikacılar ve bürokratlar yalnız büyük çapta itibarsızlık sahibi olurlar. Kurulduğu l955 yılından beri Japonya'yı yöneten Liberal Demokrat Parti nihayet l993'te patlayan bir suiistimal skandalından sonra güç kaybetti. O zamandan beri ülkeyi birbiri ardına gelen dört zayıf koalisyon yönetti. fiu andaki hükümeti yöneten Liberal Demokrat Parti'den Ryutaro HASHIMOTO; Japonya'yı canlandırmak için ihtiyacı olan ekonomik reformlar ve diğer tedbirleri gerçekleştirmek yerine statükoya teslim oldu.

Bu arada bir zamanların güvenilir bürokratları görülmemiş bir skandallar serisi ile her şeyi alt üst etti. son haftalar içinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı; l983-l985 yılları arasında Bakanlık memurlarının HIV   bulaşmış olabileceğini bilmelerine rağmen Japon ilaç şirketlerine kan ürünleri sattıklarını kabul etti. Şimdiye kadar tahminen 400 hemofilili ölmüştür. Son yıllarda vergi mükellefleri güçlü Maliye Bakanlığının memurlarına çok kızgınlar. çünkü Bakanlık Japon banka sistemini kurtarmak için onlardan vergiye ek olarak yeni gelir talep etmektedir ki bir zamanlar bu memurlar dünyanın en güvenilir kişileri olarak nitelendirilirdi. Bakanlığın Japonya'da pek çok güçlü örgütleri vardı, fakat şimdi ülke çapında tek bir organizasyonla merkezileştirildi.

Japon Mucizesi acayip ve dakik ekonomisi ve kültürü ile hemen hemen son buluyor. Ichıro OZAWA savaş sonrası döneminin kapandığına inanıyor. O Japonların en ufak ayrıntısına kadar tayin edilmiş toplumsal davranışlara uyma alışkanlığının evde yeteneklerinin yetişmesini ve dışarıda da dostluğu engellediğini kanıtlarla gösterdi. Eğer Japonlar gelecekte başarılı olmak istiyorlarsa bu engellenen özelliklere ihtiyaçları olduğunu öne sürdü. O; şu anda Japonya'daki değişimi l868'de gerçekleşen Meiji devrimleri kadar önemli olduğunu söylüyor ve "üçüncü açılış" olarak adlandırıyor.

OZAWA " bu gerçekten çok büyük bir görev" diyor ve ekliyor: "bir reformdan daha ileri devrime ihtiyacımız var. Japon bilincinin değişmesi istenmektedir. Başarılı olup olmayacağımız da halka bağlıdır." Devrim ne getirecek? Japon tarzının yüz yüze geldiği felaket, aşağı yukarı " asıl fakat şikayet etme " şeklinde çevirebileceğimiz  G a m a n'dır. Belki de Japonya'nın inkırazı konusunda duyulan şiddetli elem halkı g a m a n'dan fazla cezalandıracak ve rüzgar OSAWA ve diğer reformistlerin arkasından esmeye başlayacaktır. Aksi takdirde Japonya endüstri dünyasının etkisini kaybetmiş soluk ülkeleri arasına girecektir.

 

Yazanlar:

Edward W. Desmond, Irene M. Kunii / Tokyo

Mark W. Thompson / Washington

22 Nisan l996  TIME

 

Çeviren: Ali  BİRADEROĞLU

 

 

Giriş | Yeni Sayfa 35

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 22/06/06 13/01/09