BAŞYAZI

KİTAP ELEŞTİRİLERİ

KÖŞE YAZILARI

SİYASET

BASINDAN SEÇMELER

TARİH

SANAT

FIKIH

BİZE ULAŞIN

 

 

avrupa anıtlar diyarı / mustafa özer

merakımı çeker insan merakı
tüketirken tedbirinde idrakı

müstehlik olsada üretir eli
hüznünü sürdüren muzdarip teli

tüketim fenomen olunca burda
anıtlar diyarı koca avrupa

istihlak edilen ürünlerine
sanem saygı sunar görenlerine

bu da meraktır belki kalmak istiyor
dünyaya verdiğini almak istiyor

anısı konusu olan herşeye
bir anıt konur gören köşeye

anıt denilen şey bir gül bir yazı
bir ev bir ağaç bir bulut beyazı

figaronun düğünü'ne hediye
keykeli sararlar zarif örtüye

anıtlar insanın özlemi hüznü
tahsinin taksiri varise özgü

görmeyen göz harabetine ağlar
açıkgözler karabetine ağlar

saneme sarılan yontucu bilir
yontunun yüzünde neler gizlidir

(la mabude illallah)sanem nedir
(la mevcude illallah)tümü gizdir

duyduğumu duysa heykel dirilir
kaybı bulmak için neler verilir


anakent
mustafa özer


her ilçenin bir delisi bir de red kit'i vardır
bir anakentin akıllısıysa ilçesi kadardır



büyüyen şarlo
mustafa özer


bir belde sade şehir ise don kişot gerek
büyüdükçe şehre yeter şarlo'yu eklemek



maraton
mustafa özer

şehir güzel olsun ister iktidar
muhalif ol iktidara istersen bunu
merkezin ihtilaf maratonunu
yapa yıka süsler iktidar


bekleyiş
mustafa özer
( babama)

gözlerindeki hüzün bin menekşe daha
alnında çizgiler derin bir sırrı saklar
duana icabet melekler sunağında
bakışınla ruhumun özlemini ayıklar

beklenen ölüm değil belki de müjdesidir
içimde çoğalan utanç mahpus ediyor
pejmürde rezil tunçtan kalesine
tabutgibi gölgesinde suspus ediyor

ömür doğallıktan çıktı çıkacak
kimsenin özrü özünü kurmaz
cumhuriyet makamında durmaz
demokrasi bizi yıktı yıkacak


boz bulanık kamu bozuk çalgılar
millette korodan horlama başlar
omuzlar üstünde dik durmaz başlar
hamama girseler soğuk algılar

bireysel güvenlik
mustafa özer


kiminin babası attaya gider
göremez babayı bir ömür boyu
kimi babasını düşte seyreder
uyanır hüzünle sever uykuyu

düşünen bir çocuk oyun dışında
okyanusun dalgaları başında
o dünya ki henüz oyun yaşında
dilinde duymalı şirin duyguyu

çocuklar demeden baba görmeli
babanın elinde devran sürmeli
kabus görse baba hayra yormalı
tutmalı şükranla koşan coşkuyu

bireysel güvenlik iskelet tutar
sosyale yönelse cana can katar
korkular cihana olsada tatar
savaşa süremez yıkar kuşkuyu

evine yakın ol çocuğu sakın
bırakma kendine derdine yakın
kuşku temelidir aşkı firakın
kadir kıymet bilen yakar keşkeyi



baba ve kızları
hanife ve gülhanım'a


babalıktan hiç emekli olunmaz
hayattan feragat uyar misali
ağzı dolu altın olsa solunmaz
havayı bedava koyar misali

kirpinin yavrusu yumuşak pamuk
babanın kızları pamuk prenses
masallar ülkesi babada çocuk
baba kucaklıyor kızar misali

yusufla mısıra satılsa bile
bünyamin kuyuya atılsa bile
asalet alınmaz satılsa bile
yakubun gözünden pınar misali

inceden işleri melek yüzüdür
duygunun ahengi pınar gözüdür
islamın mazrufu fatma sözüdür
çölde lut'un lutfu çınar misali

gün gelince okunacak adımız
kalacak hayalde her muradımız
kızlarım adına kor feryadımız
olimpos ateşi yanar misali

biliyorum mezarımı kazanlar
gelecekler birgün bana kızanlar
ömre işret sokup şöhret yazanlar
cehennemde maşa dener misali

kızlarım gülünce bende gülerim
ezelden ebede açan güllerim
mezarda bülbüle kesen dillerim
eyyubun sabrını sınar misali


evladın ekmeği dişime selva
isot sunsa tadı ağzımda helva
sanmayın çocuklar bu mali hülya
kıskanan komşuyu kınar misali

bana keder ermez kafam barışık
onun lutfuyladır gözümde ışık
olsada dolaşık karma karışık
karuna lutfunu sunar misali

içimde kalacak vasiyyetimi
sünnetullah bildim haysiyyetimi
ömrümün sonunda ünsiyyetimi
isa mesih eli tutar misali

andınız müsliman işiniz temiz
evimiz bir liman içimiz temiz
sulhü geniş sabrı cemil ötemiz
muhammede sadık ensar misali

esmayı hüsnada dünyalar gizli
içinde yazılı esmada sözlü
haramdan korunan gönülden gözlü
allahın emrini tekrar misali

doğruluk dürüstlük kelime değil
hakikat içinde bilime eğil
halimin hasreti elimde değil
hayr u şer hakktandır ikrar misali


evladını seven her baba gibi
hakkını isteyen her çaba gibi
insandan insana merhaba gibi
gözden kaçtı ömür bakar misali

duruma bakarak şaşıp kalmayın
güneş tutup uzay aşıp kalmayın
farzından denize taşıp kalmayın
zamanı tüketen zarar misali


avrupa birliği
mustafa özer
taraf olsam bana karşı olanlar
muhalif olunca zulme dalarlar
üç maymundan hakkı ödünç alanlar
heykelin içine kuşku salarlar

maişete motor isterse canın
avrupa birliği senin cihanın
gözü dışarıda olan insanın
arzını parlatır köşkü salarlar

tüketim zevkine zeval yetmiyor
üretim sezonu maval yutmuyor
kırk kedi toplansa aslan etmiyor
bencillik burnuna dışkı salarlar


güzel düşler görüp zevkten neşeden
kendi dertleriyle kendi başeden
yakına bakarak uzak köşeden
mecnuna döndürüp aşkı salarlar

uslanmaz gönlümün isteyen dili
başım akıl değil konuklar yeli
konukların hortumu nasibin eli
evrensel diyerek keşke salarlar

siyaset ne zaman birlik istedi
birlik ciğer oldu kediler yedi
sömürgen aşkını bir söleyeydi
ulusun gözünü eşke salarlar

parktaki kediler diyaloğu
mustafa özer


zuhuratbaba parkında doğdular
çoğuldulardı zaten daha da çoğaldılar
parkın müdavimlerince beslendiler bakıldılar
yürüdüler büyüdüler koşup oynadılar
kedilerle köpeklerle toplarla
yaşlılarla çocuklarla

aradan yarım yıl geçti
bahara yaza güze dayandılar
beş kardeşten dördü
parkın kargalarına güvercinlerine
pusu kurup ürkütür oldular

özel yemekler geliyor
onlarda bir naz bir naz
değme pisi pisilere kulak asmıyorlar
çevreleri güzelden çitli
lakin bitlilerde tık yok

karganın konağına yaklaşmış olmalı
ağaçtan bir atlayışı var beneklinin
atılmaktan beter
bankların altına kaçıyor
kardeşi beyazı görünce unutuyor
karganın korkusunu
sonunda oda öğrenecek
her kuşun etinin yenmediğini

belki birazda olan şu
kedi tabiyatı gereği kargayı kovalar
oysa yavrusunu yakın tehditte gören
anneye kimsenin gücü yetmez
karga da olsa
kaldıki kargaya parkın kedisi ne yapar
kargamı komik kedimi
seçimi zor
daha da zoru anlamak
hayvanlarda uygarlaşıyor
bu alaturka bölge parkında


beyazla benekli oyuna dalıyorlar
altalta üstüste yumak misali
çimlere seriyorlar marifetlerini
saksağanın çekirgemsi nekre sesi
uyarıyor beyazla benekliyi

ilerde kirlisarı kardeşi afrikalıyla
çocuklara eşlik ediyor
toplarının peşinde
çocuklar şın şenlik kedilerle

kışınıda göreceğiz bu yıl parkın
kedilerle kuşlarınıda
baharın başlarında
yeni yavrularıyla kedileride

kimler gidip kimler kalacak
kimler dünyayı kendinin sanacak
kimler kediye oyun sunarken
kimler kediye oyuncak olacak
daha neler görecek bu göz yaşadıkça
yaşlandıkca da kimbilir
kendine kör olacak

kediler hiç te nankör değil
her sabah banklarda bekliyor bizi
içimizin sıcaklığını tadıyoruz
onlar sayesinde anlıyoruz
yaşadığımızı aczimizi
daha ne isteriz onlardan

pembe dillerine hayranım
bin pırıltı yansır kürklerinde
hele kardeşlerin oyunları
bıyıkaltından yaşlılara gençlik aşılar
anılar dökülür belleklerden
derken kedilerden kinaye
başlar eski hikaye

bir tüyüne bin cami yapsan
süleymaniye kadar
elinden acı çekmişse kediler
cennetini engeller

diyeceğim o ki ben her kuşluk
her parka geleceğim
ağaçlara tüneyip kuşlar misali
kainatı seyredeceğim





ne zaman
mustafa özer


yıllarca gençleri eğittiler
hasreti
açlığı
basireti
azlığı çokluğu öğrettiler


yıllarca gençleri eğittiler
okumayı
yazmayı
korkuları yaymayı
düşmanı kurmayı
dosta varmayı
sevmeyi saymayı
metin durmayı öğrettiler

yıllarca gençleri eğittiler
kabalığa
zorbalığa karşı
sabırla zaferin nimetini
teknolojik nezaketin güncelliğini
önceliğin el eğitimi olduğunu öğrettiler

yıllarca gençleri eğittiler
huzur veren yeşilin
içinde kardeşliğin
insanca gelişmişliğin
tektip giysılerinde kuşlar gibi
uçuşan keplerin şenliğinde
bakınca görmeyi öğrettiler

yıllarca gençleri eğittiler
basitin mutluluğunu
mutluluğun basit olduğunu
bir bayrak yarışında
vatanın ebet müddetini
milletin meserretini öğrettiler

yıllarca gençleri eğittiler
temizliği
şükürü
sağlığı
karşılıklılığı
bir ütü gibi karışıklığı düzeltmeyi öğrettiler

yıllarca gençleri eğittiler
sosyal
siyasal
ekonomik
yerinde ciddi
ortamınca komik
mini minnacık ile astronomik farkını öğrettiler

yıllarca gençleri eğittiler
aynı safta durmayı
bir blok gibi secdeye varan
sırtsırta durmayı orman gibi
hiyerarşinin sorumluluğunu
emrin özgürlüğünü
ve uygarlığın sözlüğünü öğrettiler

yıllarca gençleri eğittiler
okulda
kışlada
hayatla ve ölümle sınavda
egodan ve argodan arınma sürecinde
parlayan alınlarında
ayyıldıza yansıyan dua gibi
peygamber ocağında
insan olmayı öğrettiler

erinden generalinden amiraline
bütünü bir ordu
aynı duyguyu
duyduğu
ve bir misakla bütün yurdu
sağduyusunda saklayıp
minicik mineraline dek
koruduğu gerçek


hayat hukuk savaşı
hayat barışla mümkün
barış yüreğe muhtaç
o da kanında türkün



ey güzel asker
ey mubarek kışla
bize sevinç veren
başı dik bileği çelik
güven veren bakışla
vatanın ve çağın
sesinde yürü


noktalama
mustafa özer
hey zalim para
ne zaman dara düşenle
şınşenlik nişan yapacaksın

yoksa mahşerdemi bulacaklar
nimetler içinde yaşamanın erdemini
dünya gözüyle görmeden

hey zalim para
kart zamparalar gibi
rüyalarına girip güzellerin
sürekli uykusunu temin mi edeceksin
arkana takıp amele kısmını
beş film birden
tekmili ucuz gündem
erotik dokulu
yoksulluk okuluna mı kaydedeceksin
zatı sungur numaralarınla
paralarında garibanları mı kaybedeceksin

anasını kızından
yiğidini tezinden
kısır döngüler içinde
yalnızlığın sentezinden
geçirip eğirecekmisin

hey zalim para
dara düşürenin yanında yer alıp
sahtekara zeminmi olacaksın
isanın
musanın
ardında ki emisyon kullarında
komüsyona konukmu kalacaksın

herkesler bir yerlere coğlaşıp
üleşirlermiş
kardeşlerinin leşlerini
en son da kardeşler anlarmış
üleşenlerin
en eşitler olduğunu
kendi eşekliğinde

hey zalim para
anlıyoruzki senin gittiğin yerde yok
erdemin
öyküsü
türküsü
okunmuyor

şeytanından bul
ilişme bize
karışıp ilişkimize
düşman etme biririmize
hey zalim para

hey zalim para
mezalimin müminlerinedir
kah kumara oturtursun
kah numaradan maliyeci kılığında
muhasebeden borularla oyarsın
kah dernekler dergahlar kurup
söyleşilerle ekran aklarsın
kah düğünlerinde masumları aklarsın
batan geminin mallarını talanda üstüne yok
bazan bankacı şakalarıyla haklarsın on numara
ah zalim ah
bu kadar reklamını yaptık
yinede ufukta yoksun
beklemiyorum çünkü kimbilir
hangi mutfakta ne miktarda
kimlerle nifaktasın

ah zalim para
bir de senin vicdansızca kurulduğun
renga renk cüzdandan evlerin var
elemeği göznuru
göz göz kayme bölümü
çıtçıtlı bozuk para bölümlü
ölümlü kalımlı şu dünyada

herkesin bir parakesesi varmış
benim hiç olmadı
onu alacak param olmadı
olsa da bu saattan sonra alırmıyım bilemem
meraklısı da değilim

meraklısı çoktu ki onlar düzgün düzenli
entel pinti korkak temkinli tedbirli olmak için
donunda
don cebinde
sarığında
koynunda
sutyeninde
mezhebince
meşrebince
bir cebinde
cüzdan taşırlar da

hele kasalar
tasası beni almadı lakin kasalar
kıymetli evrak dahil
oda gibi ev gibi
hatta koca birer demirden dev gibi
kasalar
içinden yasalar geçer
hatta merkez bankası
çekler bonolar senetler
sıram sıram demetler
yerlisi yabanı
çil çil bakar durur
kimilerine umut kimilerini kudurtur

ah zalim para
müminlerin de zulmünden memnun gibi
hem ağlıyorlar hem geliyorlar peşinden
anlı şanlı gelinler gibi
salya sümük peşindeler
dualarına gülermisin
onlarda gülermi

ulaşamıyoruz sana cinliğinden
gıcık kapıyorsun madem ki bizden
öyleyse bana da bulaşma ha
yeni yetmelere git izin alabilirsen
izin verirlerse satıcıların
aracıların
araştırıcıların

hey zalim para
hey


düşüşten sonra
mustafa özer

sılada sükunet bozan savrulur
hasrete yaslanır gurbette çürür
yoksulluk hasmını gururla vurur
düşmanın düşmanı kardeş görünür

aklını öğrenen akıllı deli
işine vasidir ekmeğe veli
evladı ayali yakın evveli
dost ile düşmana sırdaş görünür

çul tutmaz tazıdır kanaat etmez
ağustos böceği derdine yetmez
horozdan dersalmış boşuna ötmez
leyladan suçları kırbaş görünür

ademin cennette rahatı battı
havvayı istedi cenneti tattı
ademden oğluna belki murattı
canana uyana savaş görünür

şişe şişe bir hal olmasa bari
kaltağa takılıp solmasa yari
bir de akıl verir saksağanvari
şeytana çatana yavaş görünür

bahçesi çalılık bağları hozan
cami viran olmuş okunur ezan
tepesi dumanlı yolları tozan
sılanın dağları maraş görünür

orak tırpan bilmez tarım uzmanı
tarımı tarumar eden azmanı
tapuya şerhedip suçlu yazmanı
istesem dernekte telaş görünür



 

 

 

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 04/11/09 04/11/09