Giriş GÜNCEL YAZARLAR Resim-Karikatür Büyük Doğu Arşivi

BAŞYAZI

KİTAP ELEŞTİRİLERİ

KÖŞE YAZILARI

SİYASET

BASINDAN SEÇMELER

TARİH

SANAT

FIKIH

BİZE ULAŞIN

Neo-kapitalist saldırıyı püskürtmek             /       Yusuf KAPLAN

ABD ekonomisi, hafif yalpa yapmaya başlayınca, tüm dünyayı hissedilebilir ölçekte vurdu. Somut göstergeler, Türkiye'nin beş kat daha fazla vurulduğunu gösteriyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri, Türkiye'nin kapitalist ekonomiyle her geçen gün daha fazla senkronize ("bütünleşmiş") olmasıdır.

Oysa daha fazla senkronizasyon, Türkiye'de siyasette de, ekonomide de, toplum hayatının her alanında da büyük kronik dalgalanmaları ve türbülansları daha fazla tetikleyecek; ekonomik, sosyal ve siyasî yapıyı daha fazla kronik hâle getirecek.

Neden her ülke, ille de kapitalist ekonomiyle bütünleşmek zorunda kalsın ki?

"Şu ân, dünyanın önünde başka bir seçenek mi var?" diye soran, sorabilecek insanlar, bence, ya bu kapitalist sistemden bir hayli nemalanan insanlardır; ya da "dünyanın gerçekleri bu" diyerek, dünyanın gerçeklerini değişmez, Tanrı-yapımı bir şey olarak görmeye kalkışan, zihinlerinin durduğunu, işlemediğini göremeyen kişilerdir; ki bu tam bir köle psikolojisidir.

Bu kişilerin tek derdi, kendi şebekelerinin geleceğidir; ülkenin bebelerinin ve bizzat ülkenin geleceği değil. O yüzden, sallıyorlar ve sarsıyorlar memleketi! Bunu unutmayalım.

Kapitalist ekonomi'nin kürelleştirilen neo-liberal formu, klasik kapitalist ekonomi anlayışından daha tehlikelidir. Klasik kapitalizm, açık vahşîliğin ve açık sömürünün adıydı.

Neo-liberal formlara bürünen yeni kapitalizm, örtük vahşîliğin, örtük sömürünün ama sonuçları bakımından birincisinden daha ölümcül bir sömürü düzenin ve düzeneğinin adıdır. Çünkü daha derinlemesine nüfûz edici, daha fazla kuşatıcı ve göz kamaştırıcı, daha fazla baştan çıkartıcı "pornografik" yöntemlerle hem bireyleri, hem de bütün insanlığı uyuşturucudur.

Serbest Pazar hikâyesi, çağımızın en büyük yalanlarından ve mitlerinden biridir. Serbest Pazar diye bir şey yoktur; güçlülerin güçsüzleri haksız ve hukuksuz yere türlü ekonomik ve siyasî numaralarla çok daha serbestçe, çok daha iğrenç bir şekilde ezmesi, doğduğuna pişman etmesidir bu. Bu ekonomide, her şey hukûkî prosedürlere göre icra edilir. Ama hukuk, burada yalnızca bir göz boyama ameliyesi ve ameliyatıdır.

Hakikaten serbest pazar ekonomisinde hukuksuz hiçbir şey yapılmaz; ama bu hukuk, kesinlikle adaleti temin etmeyi; eşitsizlikleri, haksızlıkları, açlıkları, yoksullukları ve yoksunlukları ortadan kaldırmayı hedeflemez. Böyle bir düzeneğin hukuk sistemi üzerinden işletilmesi kadar tehlikeli bir şey düşünebiliryor musunuz?

Kapitalist ekonomi, sınır tanımaz, kendisinden başka da tanrı-tanımaz. Bu sistemin tek tanrısı vardır: Capital. Tek değeri vardır: Capital. Tek hedefi vardır: Capital. Neden capital? Çünkü capital, güç demektir.

Kapitalizmin en fazla palazlandığı, güçlü olduğu bir zaman diliminde kapitalizmin tartışılamıyor olması, ne kadar feci bir şeydir! Türkiye'deki en baba kapitalistlerin, en baba kapitalist şirketlerin, medya plazaların başındaki kişilerin en baba solcular olması, ne kadar feci bir şeydir!

Dünya ekonomisi denen kapitalist ekonomik düzenin hem içinde, hem de dışında alternatif arayışlar içine girilebilir. Çünkü şu ân kapitalist küresel ekonominin dışındaki tüm arayışlar, acımasızca bastırılmakta, batırılmakta ve yok edilmektedir.

O hâlde, ilk yapılması gereken şey, bölgesel ve küresel ekonomik işbirliği örgütlenmelerine gitmektir. D-8 Projesi, Şanghay İşbirliği Örgütü gibi projeler, bu açıdan kapitalist sistemin tek bir merkezden yönlendirilmesine büyük itirazlar yükseltebilir.

Ardından, 50 yıl, 100 yıl sonrasını düşünerek, yeni bir medeniyet sıçramasının hazırlıklarına soyunmak ve alternatif küresel ekonomik modeller geliştirmenin yollarını araştırmak gerekir.

Eğer Türkiye, küresel ekonomiyle bütünleşme adına, senkronizasyon alanlarını ne kadar genişletirse, küresel sistemin efendileri tarafından o kadar çabukça, kolayca ve ürkütücü şekillerde sarsıntılara maruz kalabilir.

Bugün Türkiye'de İslâm'dan nefret edenlerin en temel dayanaklarının, küresel şebekelerin işine de gelen çıkar sistemlerinin ve düzeneklerinin yalnızca İslâmî değerlerin ve hassasiyetlerin hâkim olduğu ortamlarda alt üst olabileceği gerçeğini kavramış olmalarındandır.

 

 

 

 

 

 

 

 

Giriş | Yeni Sayfa 69

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 08/11/06 13/01/09